A Novelist, columnist & playwright

Yazar Yazıyor mu?…

Bayan Yanı | Ocak 2017
Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Herkesin istediği gibi konuştuğu, herkesin inandığı gibi yaşadığı, herkesin istediği gibi giyinebildiği hatta soyunabildiği, herkesin canının istediğini yiyip içebildiği ülkenin Başkanı’nın yaptığı açıklamayı okuyordu yazar; “Bu topraklarda doğanlar, büyüyenler hatta ölenler bile yüzyıllardır bu kadar özgür, bu kadar huzurlu, bu kadar barışçıl, bu kadar mutlu olmamıştır.”

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Yazdığı tiyatro oyunu nedeniyle haksız suçlamalara maruz kalarak ülkesini terk etmek zorunda kalan, din düşmanlığıyla suçlanan ve suçlamaların yine, yeniden gündeme getirilmesi nedeniyle ülkesine dönemeyen yazar, bu açıklamayı ülkesinden çok uzakta okuduğunda anlayamadı. Birkaç kez art arda okumak zorunda kaldı. Okudu, okudu, okudu… Anlayamadı eskiden yaşadığı ülkenin geldiği olağanüstü hali… Olağanüstü halin mükemmelliğini… Yazan yazarlar, kurgu yapan yazarlar…

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Sabahları güneşe değil, karanlık bir geleceğe uyanmak zorunda bırakılan insanların ülkesi miydi böylesine özgür, böylesine huzurlu olan?…

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Herkesin istediği gibi konuştuğu o ülkede gerçekten herkes diye bir şey var mıydı? Herkes olabilmeniz için Başkan ile her konuda aynı fikirde olmanız şart koşulmuyor muydu? Aynı fikirde değilseniz herkes olabiliyor muydunuz? Başkana sorgusuz sualsiz biat ederseniz ancak, herkes gibi istediğinizi söyleyemiyor muydunuz?..

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Yine de çok dikkatli olmanız gerekmiyor muydu, eğer Başkan’ı kızdıracak sözler söylerseniz anında herkes olmaktan çıkıp ya terörist ya da vatan haini olup, istediğiniz gibi konuşmaya ancak hapishanede devam etmiyor muydunuz? O ülkede herkes olmak bir ayrıcalıktı, ama herkes değilseniz siz ancak hapiste olmanın özgürlüğünü bilmiyor muydunuz?…
Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Herkesin inandığı gibi yaşadığı o ülkede, kadınlar şort giydikleri için toplu taşıma araçlarında rahatça dövülmüşler miydi? Küçücük kız çocuklarını koca koca adamların altına yatırıp, buna da hiç utanmadan evlilik diyenler o ülkenin vatandaşlarından değil miydi?

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Herkes gibi inançlı olduğunuz sürece inandığınız gibi yaşayamıyor muydunuz? Küçük kızlarla evlenebilir, erkek çocuklara tecavüz edebilir, kadınları istediğiniz gibi dövebilirdiniz… Ancak başka bir inancınız varsa kafir olacağınız için, zaten o ülkede yaşayamazdınız… İnançsız olmanız söz konusu bile olamazdı, çünkü herkes gibi olabilmek için inanmak zorundaydınız…

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Tecavüz, taciz gibi suçları haber yapanların suçlandığı, suçluların ise görmezden gelindiği bu rahat ülkede taciz ve tecavüz oranları niye artıyor diye düşünmeye gerek gördünüz mü? Herkesin uyum içinde yaşadığı o ülkede, kadınların şiddet görmesinin normalliğini kolayca kabul etmediniz mi? Kadın şiddet görüyorsa hak ettiği içindir gerçeğini herkesle birlikte içselleştirmediniz mi?. Herkes gibi olabilseniz…

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Herkesin özgür olduğu o ülkede gerçeklere ihtiyaç duyulur muydu? Haberlere itibar edilir miydi? Araştırmalara ya da verilere gerek duyan var mıydı? Aslında neye ihtiyaç duyulacağına, neye itibar edilmesi gerektiğine, neyin gerekli ya da gereksiz olduğuna her zaman, her koşulda Başkan karar vermiyor muydu?

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?

Bir zamanlar yazar laik bir ülkede yaşardı. Kadınların ve erkeklerin aşk içinde mutlu ve huzurlu yaşayabileceğine inandığı… Sonra sonra yazarın aklı karıştı… Yazar yazıyordu çünkü…

Şimdi yazardan çok uzakta bir ülke oluşuyordu; hırsızların, tecavüzcülerin, fanatiklerin, tarikatların, cahillerin ve vicdansız olan herkesin çok özgür, çok rahat ve çok huzurlu yaşadığı bir ülke…

Bu gerçek olabilir mi diye düşündü yazar …

Herkes gibi olmayan kadınların, çocukların, adamların ve gençlerin nefes bile almakta zorlandığı bir ülkei gerçekten ülke olabilir miydi?…

Yazar yazıyor muydu, yazar hatırlıyor muydu, yoksa yazar uyduruyor muydu?