A Novelist, columnist & playwright

Satılık Zaman…

Psikeart | Mart/Nisan 2016

20662121

Kadın hayal kırıklıklarından, umutsuzluktan ama en çok beklemekten yorulmuştu. Mutlu olacağı zamanı, her şeyin yoluna gireceği zamanı beklemekten.. Bekleyip bekleyip hayal kırıklıklarını onarmaya çalışmaktan…  Yaşamaktan, umut etmekten ve en çok da gelmeyen zamanlardan yorgun düşmüştü kadın… Kadının ne kadar acelesi varsa zamanın da o kadar acelesi yoktu..  Kadın beklemek için ne kadar inat ediyorsa zaman da gelmemek için o kadar inat ediyordu… Kadın ve zaman birbirlerinin düşmanı gibiydi sanki…  

Zamansızlıkta yaşanan bir yer bulabilse kadın hemen oraya gidecekti ama her yer zamanla bağlantılıydı.. Her yer değil her şey zamanla bağlantılıydı ve kadın zaman hapishanesinde zamanı bekliyordu… O kadar umutsuzdu ki  yolda yürürken ayağına dolanan  “Satılık Sevgi Zamanı” ilanını gördüğünde hiç düşünmeden buruşmuş kağıdı yerden aldı ve okumaya başladı.

“Satılık Sevgi Zamanı” Yaşamım boyunca iş hayatımda hep doğru zamanları kullandım. Boş anlarımda  tavla ve briç oynama zamanlarını keyifle ve mutlulukla harcadım. Akşamları meyhane zamanımı, evliliğimde sıkıştığımda yalan zamanlarımı da çok iyi değerlendirdim. Sakin bir adam olmama rağmen arada sırada kavga zamanlarımı da doğru kullandığımı düşünüyorum. Şimdi geriye dönüp baktığımda bir tek sevgi zamanını kullanmaya pek zamanım olmadığını anladım, o nedenle de kullanılmamış sevgi zamanlarımı satıyorum. Bana ulaşmak için Zaman Pazarı’na gelmeniz yeterli. Eğer gerçekten Sevgi Zamanı’na ihtiyacınız varsa beni kolayca bulabilirsiniz…

Kadın elindeki ilanı bir kez daha okudu. Zaman Pazarı’nı daha önce  Kadın Bedenini Soyarsa adlı bir romanda okumuştu.  Demek ki gerçek diye düşündü. Gerçekten bir zaman pazarı varmış. Buruşmuş ilanı özenle düzeltip cüzdanına koydu. Zaman Pazarı gerçekse o zaman Zaman Pazarı’na gidilecekti. Belki de sevgi zamanını satın alabilirse bütün hayal kırıklıkları ve bekleyişler sona erecekti… Kendi kendine gülümsedi her şey satılık işte dedi zaman bile…

Kadının içi pır pır ediyordu. Acaba kaybettiği bütün zamanları buradan satın alabilir miyim diye düşündü. Hem sadece kendisi için değil sevdikleri için de zaman satın alabilirdi. Böylece belki de tüm mutsuzlukların izleri silinebilirdi.

Zamanla… Zaman içinde… Zamanla birlikte… Zamansız… Zamana rağmen… Zaman…

Her şeyin bir zamanı var mıydı? Her şeyin bir zamanı olmalı mıydı? Doğru zaman ya da yanlış zaman neyi tanımlıyordu? Doğumdan ölüme kadar geçirilen zaman… Zamana bağlı yaşam… Yaşama bağlı zaman…

Kadın “Seks İçin Zaman” tabelasını gördüğünde gizli gizli kıkırdadı. Seks için zaman satın alan var mı acaba diye düşündü. Hiç zamanı olmayanların bile seks için zamanları vardı… Seks için zamanı sanki zamanın sınırlaması dışındaymış gibi düşündüğünü de o an anladı. Birazcık ürkek adımlarıyla dükkana yaklaştı. Dükkanın camının önündeki fiyat listesini okumak için çantasından uzak gözlüğünü çıkardı, göz ucuyla da etrafa baktı. Etrafta ondan başka kimse olmadığı halde cama fazla yaklaşmadı.

“Porno seyretme zamanı, mastürbasyon zamanı, metresle sevişmek zamanı, üst üste sevişme zamanı, ön sevişme zamanı, sevişme öncesi oynaşma zamanı, sevişme sonrası sarılma zamanı”…

Sokağın sonuna doğru ilerledikçe yavaş yavaş hayal kırıklığına uğramaya başlamıştı. Sokakta gördüğü tek tük kadın ve adamlar mutsuz, asık suratlı ve yılgındı… Zaman pazarının ışıltılarına inat, müşteriler bezgin ve solgundu…

Kadın ne işim var benim burada diye kendi kendine sordu. Gerçekten bulsa, sevgi zamanını satın alabilecek miydi? Peki satın alsa ne yapacaktı bu zamanı… Kiminle paylaşacaktı?..  Geçmişi tekrar yaşatabilecek miydi yada geçmişi gerçekten yaşatmak istiyor muydu? Zaman dünden bugüne, bugünden yarına dönüşürken kadın da kendi içinde dönüşüp değişmemiş miydi?

“Bu yaptığım çok saçma” diyerek cüzdanındaki ilanı çıkarıp buruşturup yere attı ve hızla yürümeye devam etti. Arkasından ona bağıran “ bir dakika” sesini duyduğunda kendisine seslenildiğinden bile emin değildi.

– Bir dakika ilanınızı düşürdünüz?
– Efendim…
– Bu ilanı düşürdünüz
– Aslında düşürmedim…
-Yere atabileceğiniz hiç aklıma gelmemişti. Özür dilerim…

Kadın bu sözleri söyleyen adama döndüğünde ona bakan hüzünlü gözleri fark etti. Oysa hüznün hep kadınlara ait olduğuna inanmıştı. Ona bakan gözler…

– Aslında ben özür dilerim hiç düşünmedim bir anlık…
– Hayal kırıklığı
– Nerden bildiniz?
– Bunu anlamam için ilana bakmam yetti.
– Şey aslında ben oldukça mantıklı bir kadınım. Böyle bir ilana inanıp buralara gelmem…
– Anlıyorum sizi…
– Yok anlamız biraz zor…
– Aslında hiç zor değil çünkü “Satılık Sevgi Zamanı” benim ilanım..
– Nasıl yani? Gerçekten siz sevgi zamanı mı satıyorsunuz?
– Aslında hem evet hem hayır
– Nasıl yani…
-Bütün zamanımı sevdiklerimi rahat ettirmek, onlara yardımcı olmak, onların işlerini kolaylaştırmak için harcamıştım. Sonra bir gün baktım ki onlara harcadığım zamandan ne bana ne de sevgime hiçbir zaman kalmamış.  Zamansız zamanlarda karşıma çıkan bir kadına aşık olduğumu anladığımda sevgi zamanın da  ne kadar önemli olduğunu anladım…

Kadın merakla sordu:

– eeee …
Ve bu ilanı yazdım heryere dağıttım. Zamanı  hoyratça ve sonsuzmuş gibi kullanırken  birgün bir bakıyoruz ki aslında  zaman bizi hoyratça ve acımasızca kullanıyor…
– Nasıl yani?…

Zamanla yavaş yavaş uyuşuyoruz… Zamanla yavaş yavaş alışıyoruz… Zamanla yavaş yavaş vazgeçiyoruz… Sonra zaman geçti diyerek mahkumlaşıyoruz… Kendimizi zamana mahkum ediyoruz… Sonra da mahkumiyetimize alışıyoruz…  Zaman akıp giderken de keşkelere bulanıyoruz…

Kadın adamın sözlerinden çok gözlerine takılmıştı…
-Söyledikleriniz çok doğru ama madem tüm bunları anladınız ve aşık oldunuz o zaman neden böyle bir ilana gerek duydunuz. Neden mutsuzsunuz?..

Adam kadına baktı ve hemen gözlerini kaçırdı. Derin bir nefes aldıktan sonra kısık sesle konuşmaya başladı.
– Çünkü aşık olduğum kadın ‘onun karşısına çok yanlış bir zamanda çıktığımı söyledi’
– Nasıl yani…
– Bana aşık olduğunu söylediği halde benimle birlikte olmamayı seçti….
Kadının gözleri adamın gözlerinde, kadın kendi kendine söylendi: “Yanlış zaman doğru insan ya da yanlış insan ama doğru zaman olabilir mi?… Zaman…”