A Novelist, columnist & playwright

Avazım Çıktığı Kadar ‘Parallel’lik

Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın sanatseverleri bir araya topladığı mekanları Garajistanbul bünyesindeki tiyatro topluluğu 10+’nın tasarımı olan Parallel, insanı çoğaltan ve duyarlılığını arttıran bir çalışma.

08.05.2009 | BİA Haber Merkezi, Betül Memiş

Tanımlardan ve sıfatlardan çok hoşlanmama rağmen günümüz dünya sistemi ne yazık ki insan tanımının altını daha yetkin bir şekilde dolduramazken kadın-erkek üzerine içi sığ birçok algı yaratıyor. Bize de bunun peşinden yaratılan düzende saf tutmak kalıyor. Bu kadar keskin bir fikirle yazıya giriş yapmak çok hoş olmayabilir. Ama evrensel boyutta kadın olmak zaten ‘öteki’ doğmuş olmak demek… Yaşadığınız, çalıştığınız, okuduğunuz ülkenin ‘asli unsur’u sayılmıyorsunuz. Size ‘Nerelisiniz?’ diye soruluyor: ‘Vatanın neresi?’, ‘Anadilin ne?’… Öyle bir hayat ki nerede, nasıl yaşayacağınıza önce babanız, sonra ise kocanız karar veriyor. Bir de üstüne göçmen olduğunuzu düşünün!

Siz bu sorunun üstünde biraz düşünedururken ben niye bu kadar döküldüğüme gelmek istiyorum inceden inceye. Yaptıkları işlerle kendilerine olan sevgimi her defasında çoğaltan iki usta Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın sanatseverleri bir araya topladığı mekanları Garajistanbul bünyesindeki tiyatro topluluğu 10+’nın tasarımı olan Parallel, insanı çoğaltan ve duyarlılığını arttıran bir çalışma.

İki kere öteki olmak

Avkıranlar’ın tasarlayıp-yönettiği, Yeter Tenimi Acıtmayın adlı kitabıyla beni kendine hayran bırakan yazar Meltem Arıkan’ın dramaturjisini gerçekleştirerek metinlerini yazdığı, ‘iki kere öteki’ olma bilgisi ile yola çıkan Parallel, Linz’de yaşayan yedi göçmen kadını, bu kadınların hikayelerini, onları Linz’e getiren nedenleri, Linz’de yeni bir hayat kurmayı ya da kurmaya çalışırken deneyimledikleri varolma süreçlerini merkeze alarak kurgulanmış.

Çalışmayı daha da içselleştirmek adına: Parallel toplum aynı yerde yaşayan ama birbirini görmeyen ya da birbiriyle ilişkiye geçmeyen topluluk ya da kişileri kapsıyor.

Uyum – Entegrasyon: Birleştirme, uyum, bütünleşme. Kişinin uyum sağlamaya çalıştığı ülkede kendi kimliğini, dilini, kültürünü kaybetmeden varolması demek.

Küçük bir esten sonra kaldığımız yerden devam edersek: Parallel, bir piyanonun başına toplanan kadınların şarkısıyla açılıyor. Oyun sürecinde Roza Erdem bu metinleri piyano başında okuyor. Bir dil kursunun ilk dersinde öğrendiğimiz cümle kalıplarını andıran diyaloglarla ilerliyor bu çalışma. ‘Adın ne?’, ‘Hangi dilleri konuşuyorsun?’, ‘Vatanın neresi?’, ‘Dinin ne? gibi sorularla başlayıp daha derinlere iniyor. Sahnede sorulan her soru sizi oturduğunuz yerde kendinizle savaşa itiyor. Onlar size anlatıyor, kelimeler havada parende attıktan sonra beyninize mıh gibi eko yaparak süzülüyor. Sonrasında siz de içinize ve belki biraz da yanınızda oturan insanlara anlatıyorsunuz gözlerinizle.

Gerçek yaşam öyküleri

Sahnedeki 7 kadın oyuncu değil, gerçek kimlikleriyle karşımızdalar. Gerçek yaşam öyküleri bize aktardıkları… Bizlerin yerinde oturarak hissettikleri ise acı ve umudun bileşkesi. Göçmen kadın olarak yeni bir hayat kurma süreçlerini, iki kere öteki olmaya rağmen nasıl da kendileri gibi varolmayı başardıklarını hayranlıkla dinleyeceksiniz. Arıkan’ın tarzı o kadar yalındı ki; ajitasyon yoktu, derinlerde sizi yok etmeye çalışan duygu öbekleri de.

Karşımda duran 7 kadın ve 7 hikaye; benim, senin ve onların yaşadığı ya da fark etmeden yanından geçtiği. Oyun bittiğinde ise alkış kıyamet arasında, tüm kadınlar sahnede buluyoruz kendimizi. Gece karanlığında Garaj’dan Beyoğlu’nun sokaklarına süzülürken, aklımda kalan ‘henüz umudun insanlığın elinden alınamadığıydı’. Kolay mı? O kadar dünya feryadının üstüne, dimdik duran 7 kadının selamını alıp çıkmıştık dışarı.

Meraklısına küçük bir de not benden: Linz, Yukarı Avusturya Eyaleti’nin başkenti. 38 farklı ülke vatandaşı yaşıyor. Şehrin yüzde 93’ü farklı ülkelerden, yüzde 7’si Avusturyalı. Ticaret yolu olan Linz’de ayrıca Avrupa’nın en büyük çelik fabrikası var. Auchwitz’den sonraki en büyük toplama kampı burada ve Hitler’in doğduğu yer çok yakında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


GERİ DÖN