A Novelist, columnist & playwright

Nice mutlu yıllara mı?

03.01.2016 | Birgun.net

Nice mutlu yıllara mı?

Herkeste bir koşturmaca…

Sanki bir an dururlarsa…

Sanki bir an dururlarsa, mutsuzluklar, hayal kırıklıkları, gerçekleşmeyen beklentiler onları yutacak…

Herkeste bir koşturmaca…

Sanki daha hızlı olurlarsa…

Sanki daha hızlı olurlarsa, geçmişi geride bırakıp yeni bir geleceğe kucak açacaklar… Sanki gelecek geçmişlerinden bağımsız oluşabilirmişçesine…

Bir an önce bitmesi, bitirilmesi gereken zavallı Aralık ayı… Aralık ayı bir an önce gitmeli, giderken de herkesin mutsuzluklarını, çaresizliklerini, sıkıntılarını, dertlerini beraberinde götürmeli… Aralık ayında aralık hiç bir şey kalmamalı. Aralık tüm olumsuzlukları silmeli, acıları bitirmeli, şiddeti yok etmeli… Aralık kalmamalı, gerçekler gibi örtülmeli…

Ne kadar güzel olurdu aylar bitip giderken; umutsuzlukları, acıları, hayal kırıklıklarını da alıp götürse… Her yeni aya yeni bir yılın umuduyla başlansa… Hep inanılsa yeni gelen günlerin umut dolu olacağına… Yeni gelen günlerle yeniden güzelleşecek dünyaya…

Ve hiç farkına varılmasa, takvimde değişecek bir yaprağa bunca umut, bunca inanç, bunca emek bağlamanın zavallılığı… Yeni yılla birlikte…

Yeni gelen yılla… Sanki yeni yıl vicdansızlara vicdan, akılsızlara akıl, düşüncesizlere düşünce verebilirmiş gibi… Yeni bir yıl yeni bir kimlik… Yeni bir yıl yeni bir düzen…

Herkeste bir umut…

Bir an düşünürlerse…

Bir an düşünürlerse… İnanmak istedikleri hayalleri, yeni yılın onlara bahşedeceği mutlulukları ellerinden kayıp gidecek…

Herkeste bir umut…

Bir an gerçekleri görürlerse…

Bir an gerçekleri görürlerse… Yeni yıla rağmen yine çocukların öleceğini, yeni yıla rağmen yine savaşların bitmeyeceğini, yeni yıla rağmen baskıların süreceğini, yeni yıla rağmen yalanların söyleneceğini, yeni yıla rağmen vicdanların susmaya devam edeceğini, yeni yıla rağmen öfkelerin dinmeyeceğini, yeni yıla rağmen aslında hiç bir şeyin değişmeyeceğini görecekler…

Ne kadar güzel olurdu, yıllar giderken öfkeleri, ihanetleri, acımasızlıkları ve vicdansızlıkları da yanlarında götürebilse…

Takvimin son yaprağı bittiğinde kötülükler de bitse…

Yeni yılın ilk doğan güneşiyle doğan çocuklar ağlayarak değil gülümseyerek dünyaya gelse…

Yeni yılın ilk doğan güneşiyle savaşlar bitebilse…

Yeni yılın ilk doğan güneşiyle açlık sona erse…

Ama bunların hiç biri olmayacak… Olamayacak… Yeni yılın ilk günü tıpkı eski yılın son günü gibi olacak…

Yeni yıla inanmak isterdim…

Yeni yılla yaşamın yenileneceğine, yeni yılla her şeyin daha iyiye gideceğine, yeni yılla yeni umutların yeşereceğine….

Yeni yıla inanmak isterdim AMA insan malzemesine olan güven bir kez sarsılınca… Yeni yıla inanmak bile imkansızlaşıyor…

İnsandan ayrı bir yıl olabilir mi?

Ya da insana rağmen yeni yıl gerçekten mutluluk ve umut getirebilir mi?

2016 ile birlikte nice mutlu kandırmacalara…