A Novelist, columnist & playwright

Keşke…

Bayan Yanı | Mart 2017

Kara bulutların içinde,
çakan şimşeklerin gürültüsünde,
yaşamak öylesine korkutucu ki…
Sığınmaya çalışmak
hep bir şeylerin eksikmiş gibi…
Çaresiz ve yoksun
Ve kırık ve güvensiz
Isınamamak güneşin ışığıyla
Ve hep üşümek sıcaklarda…
Karların altında donmuş bir beden gibi soğuklara alışmak,
İçin için ısıtılmayı özleyerek
Kesilmiş bir ağaç gibi kururken için
Sessizliğin ağırlığında çığlıklarda boğulmak…
Yaşamla saklambaç oynamak,
bulunmak isterken hep kaçmak
Korkularla giyinip, çıplaklıkla öç almak
Etten kemikten bir hayalet sanki
Yargılanan, anlaşılamayan, acınan
Nefret edilen, hor görülen, kınanan
Düşlerin yittiği kâbuslarda yaşayan…
Sevginin ölü diyarlarında
Seni içine çeken bataklıktan kurtulmaya çabalamak…
İçindeki çocuk mezarlığından bağıran çocuk sesiyle
Kaybolmuş bir kâğıt parçası gibi
Rüzgarla savrulmak,
kimi zaman hoyratça
kimi zaman usulca
savrulmak oradan oraya…
Yıldırımlar çarpmış gibi beynim
Toprağın altına gömülmüş gibi bedenim
Savrulup giden geleceğim
Keşke bir büyücü olsaydım,
Gökkuşağının renklerini içimde yaşatırdım.
Keşke bir büyücü olsaydım,
Yaşayanlar ve ölüler diyarının dışında sıkışan, benim gibi yaşayan ölüleri kurtarırdım.
Keşke bir büyücü olsaydım,
İçin için ağlayan tüm kadınları kahkahalara boğardım.
Keşke bir büyücü olsaydım,
Acıların hepsini kahkahalarla boğardım.
Keşke bir büyücü olsaydım,
Kadınların erkeklerle aşk içinde yaşayacağı bir dünya yaratırdım…
Kadınlar gününe asla gerek olmayacak bir dünya…