A Novelist, columnist & playwright

Kan emici ruhlar…

Bayan Yanı | Aralık 2016

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili o kara parçası… Çocukların kanları emiliyor günlerce, koca koca adamlarca, acımasızca… Bilenler biliyor, bilenler susuyor, görenler başlarını çeviriyor… Ruhu öldürülen çocuklar, içe kanayan bedenlerine mahkûm ediliyor… Mutsuz, korku dolu, güvensiz…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili yer… Hiç bu kadar özgür olunmamıştı çığlıklarıyla yazarlar, çevirmenler, gazeteciler hücrelere kapatılırken, her şey normalmişçesine yaşam sürüyor. Yalanlar yalanlarla, yalancılar yalakalarla birbirlerini besliyor. Hücrelerden yayılan ölüm kokusu bile inkar edilip, ölümlere çanak tutuluyor…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili yarımada… Birbirlerini ihbar etmek için sıraya girenlerin çilesi hiç bitmiyor. Nefret özenle beslenip büyüdükçe, çözüm şiddetle üretiliyor… Nefretin şiddeti ve şiddetin nefreti ile yaşam karanlıklara gömülüyor…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili cennet… Her geçen gün biraz daha yabancılaşıyoruz ait olduğumuz yerlere, geçmişimize, anılarımıza ve hatta kendimize… Her geçen gün biraz daha yabancılaşıyoruz, bizim dediğimiz topraklara… Her geçen gün biraz daha öteki oluyoruz… Her geçen gün biraz daha karanlıklara kapatılıyoruz… Hele hele kadınlar… Kadınsanız… Kadınlığınızdan vazgeçmeyenlerdenseniz…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili kafes… Martıların sesleri yerlerini çoktan hoparlörlerden bağıran din çığırtkanlarına bıraktı… Ağaçlar çoktan beton duvarlara teslim oldu… Güneş artık parlamıyor ağlayan çocukların gözlerinde… Ve yalanlar yalanlarla büyütülüyor… Ve korkular nefretle ateşleniyor… Ve insan denen malzeme her geçen gün biraz daha, biraz daha kendinden vazgeçiyor… Ve kan emici ruhların iktidarı şiştikçe şişiyor…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili mabet… Senin ne istediğinin bir önemi yok artık. Senin ne düşündüğünün de. Artık sen biat edecek bir kulsun… Kulluğunu bilecek ve teslim olacaksın… Artık sen yoksun, yapman gerekenler, inanman gerekenler var… Vazgeçmelere boyun eğeceksin… Kendinden vazgeçenler, vazgeçmelere gebeler… Vazgeçtikçe daha da, daha da nefrete boyun eğeceksin…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili sahne. Cahillik alkışlandıkça, taçlanıyor bilgisizlik… Düşünce yargılandıkça, şahlanıyor kabullenmişlik… Soru sormalar tehlikeli artık, söylenenleri koşulsuz kabul edeceksin… Kendi gözlerinle değil, kan emicilerin gözleriyle görmeyi öğreneceksin…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizler çevrili sodom… Artık taciz, tecavüz normalleşiyor… Çocuklar erkeklerin yataklarına meze olarak gönderiliyor… İnanıyorum dedikten sonra her türlü sapkınlığa çanak tutuluyor… Sapkınlar sapkınları koruyor, sapkınlar kanunları belirliyor… Sapkınlık normalleştikçe, kadınlar ve çocuklar için her yer cehenneme dönüşüyor…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili araf … İnsanlar sıraya girmiş kanlarını emdirmek için, kanı emilen, kan emiciye dönüşüyor. Ve acımasız vampir hikayeleri, adım adım hayata geçiriliyor…

Kan emici ruhların insan bedenlerini işgal ettiği bir ülkeye dönüşüyor, üç tarafı denizlerle çevrili av alanı…