A Novelist, columnist & playwright

Gerisi Fasarya…

Bayan Yanı | Mayıs 2016

bayan-yanı-mayıs-sayısı

 

 

 

 

 

Her sabah uyandığımda, artık daha olumlu bir yazı yazsam diyorum, ancak daha güne gözümü açtıktan birkaç dakika sonra ne yazık ki bu duygu yok olmakla kalmıyor, öfke ve kızgınlık tüm hücrelerimi ele geçirmiş oluyor.

Yaşama olumlu bakmak çocukların satıldığı, kullanıldığı ve öldürüldüğü bir dünyada nasıl mümkün olur bilemiyorum. En azından ben bu yaşama olumlu bakamıyorum…

Bize, size, herkese ne yapmamız, ne yapmamamız, nasıl hissetmemiz, nasıl hissetmememiz, nasıl düşünmemiz, nasıl düşünmememiz, nasıl davranmamız, nasıl davranmamamız gerektiği konusunda ahkam kesenlerden o kadar çok bıktım, o kadar çok usandım, o kadar çok yıldım ki…

Hele bir de kadınsanız, hele bir de gençseniz, hele bir de…’ler hiç bitmiyor…

Ekle ekleyebildiğin kadar; anneyseniz, babaysanız, evliyseniz, bekarsanız, nişanlıysanız, dulsanız, yaşlıysanız…

Herkes kendiyle uğraşmak yerine, neden acaba hep başkalarını terbiye etmekle bu kadar meşgul? Ben terbiye edilmek istemiyorum!..

Kendimizi keşfedeceğimiz, kendimiz olmaya çalışacağımız, kendi isteklerimizi gerçekleştireceğimiz, istediğimizi giyeceğimiz, ya da çıplaklaşacağımız, gerekirse avaz avaz bağırabileceğimiz, gerekirse hıçkıra hıçkıra ağlayabileceğimiz ya da kahkahalarımızın çın çın çınlayacağı bir zaman yaratmamıza imkan yok bu yaşamda…

O kadar sıkıldım ki…
O kadar bıktım ki…
O kadar yoruldum ki…

Sizler yalan yaşantılarınızda mutlu mutlu yaşayın, ama lütfen beni buna zorlamayın. Sizler gibi olmak istemiyorum…

Ne yaparsak yapalım, nasıl olsa daima hoşnutsuz birileri olacak. Ne kadar iyi olmaya çalışırsak çalışalım, nasıl olsa birileri için kötü olacağız. Ne kadar anlayışlı olursak olalım, nasıl olsa birileri için anlayışsız kalacağız. Ne kadar fedakar olursak olalım, nasıl olsa birileri için bencil olacağız. Ne kadar dürüst olursak olalım, birileri için sahtekar… Ne kadar ahlaklı olursak olalım, birileri için ahlaksız… Ne kadar içten ve samimi olursak, birileri için namussuz olacağız.

“Kendine dürüst ol yeter. Aynada gözlerinin içine bakabiliyorsan ve ondan memnunsan gerisini boş ver. Başını yastığı koyduğunda uyuyorsan eğer, vicdanın rahattır” gibi beylik laflarından, umut tacirlerinden, yaşamı bir anda değiştirecek mucizelere inananlardan ve her gün yeni bir yöntemle mutluluğu bulanlardan da artık içime gına geldi…

Kendini kandırmak bedava, ama ne olur bana bulaşma…

İnsan malzemesinin en çok kendine ihanet ettiğini bilirken, bu malzemenin kendine dürüst olabileceğine nasıl inanacağım?… Kendini kandırmaya dünden razı insan malzemesi, aynada kendi gözlerinin içine bakamadığında kendini kandırdığını anlayacak ve ben buna inanacak mıyım?… Vicdan zaten çoktan terketmiş bu malzemeyi… Bu malzeme mi beni yoğuracak?…

Siz ne olursanız olun, karşınızdaki sizi görmek istediği gibi şekillendirecek… Olumlu veya olumsuz…

Siz ne anlatırsanız anlatın, karşınızdaki kendi duymak istediklerini duyacak ya da duyduklarını kendi istediği şekilde yorumlayacak… Olumlu veya olumsuz…

Siz ne yaparsanız yapın, karşınızdaki yaptıklarınızı kendi işine geldiği ya da gelmediği şekilde algılayacak…

Yani…

Aslında siz ne olursanız olun, hiç kimse sizi olduğunuz gibi göremeyecek… O nedenle de sürekli size bir şeyler buyuran seslere ve sizi yargılayan çığırtkanlara kapatın kulaklarınızı ve duygularınızı…

Korkuların beni hapsetmesine, ‘başkaları ne der’lerin beni kelepçelemesine izin vermiyorum, hapishanelerin sadece betondan örülmediğini çok iyi biliyorum…

Bu dünyaya tek başımıza geldik ve tek başımıza gideceğiz. Yarın çıkıp evden bir mezarlığa gidin ve bakın ve görün ve dinleyin sessiz mezar taşlarını… Yaşarken onca bağıran sesler orada sessizlikle eşdeşler… Belki günler, belki aylar, belki yıllar önce bugün burada bağıran bizler gibi olanlar değil mi orada yatanlar?… Ve bizler de yarın ya da öbür gün onlar gibi sessiz kalacağımıza göre…

Hiç olmazsa yaşayacağımız sınırlı zamanı sevdiğimiz ve bizi seven, bizimle genişleyebilen, bizimle neşelenen, bizimle hüzünlenebilen ve yaşamı paylaşabildiğimiz sevdiklerimizle; kendimiz için, kendimiz gibi, kendimiz olarak yaşayalım… Kahkahalar atalım. Dans edelim. Sevişelim ve herkese rağmen kendimiz için mutlu olalım. Gerisi fasarya zaten…