A Novelist, columnist & playwright

Evet’ler, Ama’lar, Sanki’ler…

İlk romanı “Ve…Veya…Belki…”nin –kadın erkek ilişkilerinin sorgulanması anlamında- devamı sayılabilecek bir roman “Evet…Ama…Sanki…” Meltem Arıkan, 1968 doğumlu. 1986’da üniversite eğitimin tamamlandıktan sonra kendi deyişiyle, iş yaşamı ve evlilik gibi herkesçe yerine getirilen zorunluluklara uymuş. 1992 yılında ise herkesten farklılaşarak edebiyat dergilerinde yazmaya başlamış ve 1998’de ilk romanını yayımlamış.

17.08.2000 | Pandora, Ömer Türkeş

“Evet…Ama…Sanki…”, bir iç monologla başlıyor; “Anılar, anıları kovalarken, ben zamanlarımı yitirdim. Evreninin zamanını, biyolojik zamanımı, toplumsal zamanı… Zamanlarım artık kesişmiyor ve ben yitiyorum sanki… Doğallığa açım(…) Sıfır noktasındayım, yok olmanın kıyısında belki de yok olmuşlar yokuşunda.” Duygusal çöküntüsüne tanık olduğumuz kişi, “O’nu izleterek kendini özgürleştirebileceğini düşündüğünde, romanın esrarengiz öyküsüne atıyor adımımızı; işyeriyle, sevgilisiyle ve hayatla sorunlu gazeteci Seçkin, heykeltraş Ilgım Halit’i izlemesini teklif eden bir imzasız bir mektup alır. Zengin bir adamla evlidir kadın kadın ve Seçkin’e kadının villasının karşısındaki bir evde ihtiyacı olan her şey hazırlanmıştır. Seçkin, hayranlık duyduğu bu genç ve güzel kadını izlemeyi kabul eder.

İzlemenin her aşamasını kaydeden ve her görüntü ile kadına biraz daha bağlanan gazeteci, mesleği gereği girip çıktığı çevrelerde Ilgım Halit’le tanışmayı başarır. Dahası, kadının evine, atölyesine davet edilir. Aralarında tensel ilişki – beklendiği üzere- gecikmez. Bu andan sonra, Seçkin, sürdüremez kendisini kiralayan kişiye Ilgım ile ilgili raporlar vermeyi. Parayı ve anahtarı iade ettiğinde, olayı çözümleyecek olan mektup ve buluşma anı gelir.

Merakımızı uyandırmayı da amaçlayan polisiyelere özgü bir kurgusu var romanın. Paul Auster romanında, Coppola ve Brian De Palme sinemada kullanmıştı bu “izlenen izleyici” süprizini. Meltem Arıkan’ın yöntemi onlara benziyor ama amacı farklı. Arıkan, kadın ve erkek ilişkisinin doğasını bulup çıkarmağa çalışıyor. Bu nedenle, John Berger’in “Görme Biçimleri” incelemesinde çok zengin bir biçimde ele aldığı “bakmak”, “bakılmak”, “izlemek” gibi kavramları, bir kadının bakış açısından ele alıyor, Berger’in incelemesini romana uyarlıyor bir anlamda.

Evet’ler, Ama’lar, Sanki’ler…

Bakılan, arzulanan, erkeğin cinsel isteklerinin nesnesi olan kadının düşündükleri, hissettikleri ve yabancılaşmasını araştıran Meltem Arıkan, bu temayı bir izleme öyküsü ile simgeleştirişi, konu ile örtüşen erotizmi ve öykünün kurgusu ile okuyucuya EVET dedirtmeyi başarıyor. AMA, bir edebi metni değerlendirmek için başka kriterlerimiz de olmalı; mesela anlatılan karakter gibi, mesela mekanlar gibi, mesela toplumsal yaşam gibi… SANKİ fazla yapıntı kalmış romandaki şahıslar. Nangi coğrafyada, hangi zaman diliminde, hangi toplumsal tarihten geldiği belirsiz bir kadın ve bir takım erkekler, yazarın düşüncelerine ve duygularına tercüman olmak için yaratılmışlar. EVET, bir kadının tensel ve zihinsel hissedişleri ile bir erkeğin aradıkları arasındaki uzaklık, gördüklerimizi hangi merceklerden kırıldıktan sonra algıladığımız ve oyunlarımız girmiş romana, AMA üzerinde çok durulmuş, yazılmış-çizilmiş-oynanmış bir mesele bu. SANKİ karakterler bizim toplumsal hayatımızla biraz daha ilişkili olabilselerdi, izleme mekanları biraz daha yaşanan kentin atmosferini ortaya çıkarabilseydi daha özgün olabilirdi metin.

AMA Meltem Arıkan “herhangi bir yerdi, herhangi bir anda, herhangi bir kadından herhangi bir adama” sözleri ile başlayan bölümden de anlaşılacağı gibi bu meseleyi evrenselleştiriyor. “Sana bir fidan Kadın(lık) getirmiştim; yapraklarında doğanın tüm gizemi saklıydı, goncasında ben… Sen de onu yeşertemedin ve beni keşfedemedin” diyen kadın, bütün kadınların bütün erkeklere karşı bir temsili olarak sunuluyor. Kadınların kurtuluşunu erkeğin değerlendirişinde arayan kadın tipi, klasik aşk romanlarımızın geleneğiydi. Artık yoğun bir cinsellik de var işin içinde. AMA kadının toplumsal ve siyasi yaşam içindeki meseleleri hiç yok…

 

 

 

 

 

 

 

GERİ DÖN