A Novelist, columnist & playwright

Undressing Herself · Kadın Bedenini Soyarsa

On her father’s death, one memory keeps re-occurring to Lal: a name, Lara. When she asks her mother, she is given a series of letters Lara wrote to her father. What Lal discovers takes her into uncharted territory. To find out the truth, she meets her father’s shaman lover and forced to interrogate the past, to reject her present and to seek new ways of moving on into the future.

Babası öldüğünden beri Lal’nın anılarında tek bir isim vardır; Lara. Onun kim olduğunu sorduğunda, annesi ona bir dolu mektup verir. Gerçeği bulabilmek için babasının Şaman sevgilisiyle tanışır, onun yardımıyla kendini keşfetme serüveni başlar.

Synopsis

Is a woman able to undress herself?

This question is the key to woman’s never-ending inner journey which requires lots of courage and self-honesty. The protagonist of the novel, Lal, represents the modern type of woman living in the big city, Istanbul. She cries out that a woman has to be so brave to undress herself in order to exist in this world ruled by men, and this sets off her own journey.

She starts with the attempt of becoming free of the social, religious and ethical obligations, and Lal faces the challenge of being aware of herself and her sexuality, and gets to know her body. With every single word the author aims to look at the woman and the man, and their relationship from a new point of view.

She also assures that men can only realise their existence with women, and women can only exist with men.

Özet

Meltem Arıkan’ın bu üçüncü romanını okumak, daha önce Ve… Veya… Belki…’yi ve Evet… Ama… Sanki…’yi okumuş olanlar için, taze bir damardan usul usul akan özgün bir yazarlık macerasının izini sürmek anlamını taşıyacak. Bir iç bütünlüğü olan bu maceraya üçüncü kitapta katılanlar ise, artık sesini bulmuş ve olanca cesaretiyle kadın dünyasına – ama bir o kadar da erkeğin o dünyayı algılayışına – yüksek vatlı bir projektörden yansıttığı ışıkla yanan bir sorgulamaya girişmiş değişik bir yazarla karşılaşacaklar.

Bu yeni ışık, kuytuda kalmış noktaları aydınlatıp çok tanıdık çizgileri gölgeleyerek oluşturduğu farklı resimle, okurun gözünü değil zihnini kamaştırmak istercesine direniyor. Meltem Arıkan’ın, insan bilimlerinin kurcalama alanlarına, edebiyatın araçlarını kullanarak sokulmak istediğini; o kadarla da kalmayıp geliştirmiş olduğu bir kuramı, yaşamın laboratuarı yerine kurmacanın laboratuarında sınadığını, okura da sınattığını söylemek yanlış olmayacak.

Kadın cinselliğini, alışılmış kalıp ve perspektiflerin dışında romanlaştıran yazar, teorik ve düşünsel bir içeriği, bir edebiyat metni olarak sunmanın tuzaklarından haberli. Kurgusuyla, yaşarlık kazandırdığı karakterleriyle edebiyatın gereklerini gözetiyor; bir yandan da ‘tez’ini dengeleri bozmadan edebiyatına taşıyor. Meltem Arıkan’ın romanlarına, biçem açısından değil ama içerik açısından – daha doğrusu içeriği yazınsallaştırma açısından – deneysel romanlar olarak bakılabilir. Bu deneylere katılmak ve üzerinde tartışmak, meraklı ve sorgulayıcı bir okur için pek çok bakımdan ilginç olacaktır diye düşünüyorum.

(Füsun Akatlı‘nın arka kapak için yazdığı yazı)

PRESS COVERAGE · BASINDA

“Kadın Bedenini Soyarsa”
08.07.2002 | Sanat Çevresi, Bülent Akkurt

“Bir kadın kendi başına soyunabilir mi?”
07.08.2002 | Star, Kenan Sönmezler

“Arayışlarına bu kez “kadın kimliği”ni ekliyor.”
09.08.2002 | E Dergisi, Şebnem Atılgan