A Novelist, columnist & playwright

Kadın, Erkek, Aşk Ve Varoluş Üzerine Akıcı Bir Roman.

Meltem Arıkan, son kitabı “Umut Lanettir”de, öğretim görevlisi bir kadınla, kadınlar arasında popülaritesi hayli yüksek bir yönetmenin çalkantılı aşkını konu ediyor.

18.12.2006 | Mi̇lli̇yet Ki̇tap, Zeynep Sırma

Okur bencilliği, nankörlüğü, densizliği. Ya da düpedüz, oximoronluğu! Adına ne derseniz deyin, (böylesi bir yaklaşımı oryantalist bir zihniyetin tezahürü olarak da bulabilirsiniz pekala, öyle ya, niye kriter ille de öyle olsun ki?), kadın ve aşk meselelerini konu alan romanlar karşısında insan şu soruyu sormadan edemiyor:

“Niçin bugüne dek bizde Jean Rhys’ın ‘Dörtlü’sü ayarında bir roman yazılmadı ve yazılmıyor?” Ya da Elfriede Jelinek’in “Piyanist”i gibi bir roman? Ya da Marguerite Duras’ın “Sevgili”si gibi? Meltem Arıkan’ın son romanı “Umut Lanettir” de bu soruyu getiriyor akla. Ama yalnızca, bu soruyu getirmiyor…

Anais Nin’i, bir zamanların cesur, pervasız, erotik sesini de akla getiriyor. Salt cesaretiyle değil ancak. Meltem Arıkan da tıpkı Anais Nin gibi imgelerden, rüyalardan (ya da varsanılardan demek daha doğru) ve simgelerden yola çıkarak yazıyor, sorguluyor ve açıklıyor. Bazen Sümerli bir isme sahip kahramanının üzerinden mitolojik bir savaşı (Ea’nın Tanrı Enki’yle çatışmasını) bazen entropi yasasını bazen anlatı zamanıyla oynarak ‘zaman’ın varlığını, yokluğunu bazen de gerçeği, ‘gerçek nedir, ne değildir’i.

Aslına bakarsanız, Meltem Arıkan’ın alt-sesinde, yalnızca Anais Nin’in değil, ’80’li yıllara damgasını vuran iki popüler kitabının, “Kadınlara Mahsus” ile “Denizin Tuzu Nereden Geliyor?”un, Marilyn French ile Brigitte Schwaiger’in yerleşiğe kafa tutan, öfkeli tınılarını duyuyorsunuz.

Akıcı bir roman

Yeri gelmişken hemen söyleyelim, kadın, erkek, aşk ve varoluş üzerine akıcı bir roman okumak isteyenler, en küçük bir duraksama göstermeksizin Meltem Arıkan’ın altıncı kitabı “Umut Lanettir”i edinsinler. Bu arada, bütün aşk, varoluş, zaman, gerçek nedir tartışmalarını, hesaplaşmalarını yok sayıp, romanı kabaca ama çok kabaca özetlersek: Sümerolog annesi tarafından güzellik, aşk ve savaş tanrıçasının adıyla taçlandırılan İnanna, İTÜ’de öğretim görevlisiyken arkadaşı Dalga’nın aracılığıyla Toprak ile tanışır. Toprak, arkadaşları Nehir ile Kuzey’in, Bahar ile Yıldırım’ın da arkadaşıdır ve ünlü bir yönetmendir. Kadınlar arasında popülaritesi hayli yüksek olan Toprak, hem okuduğu şiirlerle hem karizmatik kişiliğiyle İnanna’yı kendine çekecek ve çift birbirlerine âşık olacak ancak beraberlikleri hiç de kolay olmayacaktır.

Mitoloji ve şiir
Düz bir ilişki değildir onlarınki.

En azından başında. Çünkü, İnanna, sevgisini göstermek için sevdiği adamı aldatan, Toprak ise döverek sevdiğini gösteren bir adamdır. Yolları ayrılacak fakat yeniden kesişecektir.Derken araya Dalga ve onun yapay ihtişamı girecektir. İnanna’nın olanca gücüyle kadın kadının kurdudur deyişine karşı çıkmasına rağmen. Öte yandan mesleğini de bırakan İnanna, Toprak’ın da önerisiyle amatör olarak sürdürdüğü yazma eylemini profesyonelliğe taşıyacak, Bahar ile Yıldırım’ın sahibi oldukları tiyatroları için bir oyun yazmaya girişecektir.

Son sözü, psikiyatr- yazarlarımızdan Yıldırım B. Doğan’a bırakırsak: “1999’da ‘Ve… Veya.. Belki…’, 2000’de ‘Evet… Ama… Sanki’, 2002’de ‘Kadın Bedenini Soyarsa’, 2003’de ‘Yeter Tenimi Acıtmayın’ (bilmeyenler için söyleyelim: Meltem Arıkan’ın bu romanı 2004’de toplatılmış, bir baskısı sansürlü yayımlanmış ve o yıl Yayıncılar Birliği’nin Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü almıştı), 2005’te de ‘Zaten Yoksunuz’ adlı romanları yazan, ‘varolabilmek için başkaldırmak gerekir’ diyen Meltem Arıkan’ın son romanı, ‘Umut Lanettir’, yine kışkırtıcı, yine rahatsız edici. Mitoloji ve şiirle beslenen benzersiz bir roman.”

 

 

 

 

 

 

 


GERİ DÖN