A Novelist, columnist & playwright

Hayatın içinden Yazılar

Meltem Arıkan, Ankaralı bir yazar! İlk romanı “Ve…Veya… Belki’nin tanıtımı yapılırken Ankaralı olduğunun söylenmesinden mutluluk duyuyor Arıkan ve ekliyor:”Hemen hemen bütün yazarlar İstanbul’da. Katıldığım radyo programlarında “Ankaralı yazar” olarak tanıtılıyorlar.Bu da hoşuma gidiyor doğrusu” Bu yüzden biz de yazıya yazarın Ankara’lı olduğunu vurgulayarak başlayalım istedik.

26.05.1999 | Radikal, Sema Uludağ

Arıkan’ın çeşitli dergilerde yayımlanan öykü ve denemeleri dışında basılı bir eseri yok, ancak yazarlık serüveni çok öncelere dayanıyor;“Yazmak benim ayrılmaz bir parçam. Kendimi bildim bileli yazarım. Ergenlik dönemlerimde aynı evin içinde ailemle mektuplaşırdım. Sonra onlar şiire, şiirler de öykülülere dönüştü. Herhalde öykü yazacağım diye düşünüyordum ama ortaya bir roman çıktı.”

“Ve…Veya…Belki’de olaylar bir psikiyatri kliniğinde geçiyor, hal böyle olunca karakterleri hastalar ve doktorlar oluşturuyor. Arıkan, “insanları en rahat soyabileceğim mekan akıl hastanesiydi. Hiçbir karakter gerçek anlamda deli değil. Sokağa çıktığımızda rastlayacağımız insanlardan. Onlar belki biraz daha cesur, çünkü yardım istiyorlar” diyor. Karakterleri hakkında bilgi verirken normallik ve anormallik sorgulaması yaptığını da saklamıyor; “Alıştığımız normaller ve alışamadığımız anormaller var. Ama bunlar kimlere göre normal? Kimlere göre anormal? Bunları birazcık deşmek gerekiyor.”

Romanın kahramanları gerçekten de sokakta, parkta hatta evimizin içinde karşılaştıklarımız kadar normaller. Karakterlerinin bizlere çok yakın olmasını gündelik hayatın içinden bir yazar olmasına bağlıyor yazar; “Yazıyorum ve yazdığımı insanlar okusun istiyorum. Birazcık huzursuz olup kendilerine soru sorsunlar… Bunun için hayatın içinden olması gerekiyor.”

Romanını yazmadan önce bir psikiyatri kliniğine gidip inceleme yapan yazarın psikologlardan oluşan geniş bir çevresi var. Romanındaki kliniğin tamamen kurgu olduğunu belirten Arıkan; “Hiçbir psikiyatri kliniği böyle değil. En azından Türkiye’dekiler değil, yurtdışındakileri de bilmiyorum”diyor.

Kitabın ana karakterlerinden biri de psikolog Eylül. Düzenli bir yaşamı olan Eylül’ün ruhsal durumu, varoluşu sorgulayan bir hastasının anlattıkları ve yazıları nedeniyle bozuluyor. Yani Eylül, “Bir psikolog, asla hastasının ruhsal durumundan etkilenmemeli” ilkesini çiğniyor: Arıkan, bunun nedenini şu sözlerle açıklıyor; “Onlar da insan. Çok zor bir iş yapıyorlar. Düşünsenize insanlar sürekli size sıkıntılarını anlatıyor, siz de onlara yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Dünyada bütün psikolog ve psikiyatrlar düzenli olarak terapiden geçiyor. Bizim ülkemizde böyle bir şey yok.”

On yıl boyunca üzerinde çalıştığı öyküyü romanla karşılaştırdığında şunları söylüyor Arıkan: “Roman yazmak uzaklara keyifli bir yolculuk yapmak gibi geliyor bana. Öykü ise daha kısa soluklu. Bir de romanda süprizlerle karşılaşıyorsunuz. Yarattığınız bir karakter bir süre sonra sizinle kavga etmeye başlıyor. Bunlardan zevk alıyorum.”

 

 

 

 


GERİ DÖN