A Novelist, columnist & playwright

Aynanın Karşısında…

Psieart | Mayıs-Haziran.2017

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Kendi dediği bedene mi? Bedenin içinde olduğuna inandığı kendine mi? Kendi ve bedeni ayrı mı? Kendisi ve bedeni bir mi? Kendisi ve bedeni ayrı mı?

Benim bedenim
Kadın bedeni
Benim bedenim
Kadınlığım…
Kadınlık…
Kadın…
Kim?

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Kendini yakalamak istiyor… Kendiliğini… Kadınlığını… Oysa sadece hayal kırıklığı görüyor… Aynanın içine sinmiş, aynanın kenarına yapışmış… Aynanın içinden sinsi sinsi ona bakan hayal kırıklıkları… Bedeni… Bedeni niye paramparça?… Hayal mi görüyor? Hayalleri mi kırık? Hayal kırıklıkları bedenini mi kırmış?

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor… Kadının adı var. Adının bir önemi var mı? Adı olmasa olmayacak mıydı? Yoksa adı olsa da, olmasa da aslında yok mu? Var olmak? Kadın olmak? Kadın doğulur mu? Kadın olunur mu? Kadınlık… Likörlük gibi bir şey midir? Tanımlı, belirli, köşeli, yuvarlak, cam… Kadınlık? Kadın olamamışlık, kadınlığın sınırları… Kadınlar ve tanımlar… Tanımları kim tanımlar?… Kadınlar mı?

Benim bedenim
Benim memelerim
Memelerim güzel mi?
Buna ben mi karar veririm?
Memelerim gerçekten benim mi?
Benim bedenim
Nasıl olacağına benim karar veremediğim…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Sevgileri tükenirken, bedeni değişirken, acıyla gerilirken bile hissettiği karmaşayı görüyor aynada. Aynanın derinliklerinde… Bedeninin dibinde… Bedenin dibi var mı? Tıpkı kuyular gibi… Bedenin dipsizliği… Ruhu var mı peki? Dipsiz olan ruhu olabilir mi? Ruh, beden, bilinç, hafıza, onu o yapanlar… Kadınlığı… Kadın mı? Çaresizlik aynadan bakar mı? Beden çaresizlikten acır mı? Çaresizlik…

Kim çaresiz?
Ben mi?
Ben kimim?
Ben kadınım.
Kadın?
Bedenimi görüyor musun?
Şişman…
Zayıflayacağım.
Kısa boylu…
Topuklu ayakkabılarım var.
Ben kimim?
Benim bedenim

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Hep aynı noktada dönen topaç gibi… Hep aynı döngü, hep aynı çıkmazlar, hep aynı acı, hep aynı yalnızlık, hep aynı öfke… Aynalar bile aynı… Aynalardaki görüntüleri de aynı… Aynalar biliyor aslında kandırmacayı… Aynalar fısıldıyor kandırıldığımı… Kanmak arzusu… Bile bile kandırılmak… Gözlerdeki aldatmacalarda tanımlamak… Ben… Beni… Kendimi… Kadınlığımı… Tanımlara sığınmak gözlerdeki… Gözler… gözleri… gözlerim, gözlerin. Gözlerinden…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Aynanın içinde sıkışmış kalmış. Ne kadar hareket ederse etsin, olmuyor. Sıkışmış… Sıkılmış… Geçmişi sürekli ittiriyor… Bir o yana, bir bu yana… Geçmişinden kaçamıyor… Gözlerini kapatsa, geçmiş göz kapaklarında beliriyor. Geleceğin gelmeyeceğini çoktan öğrenmiş… Aynanın karşısında bir andan ötekine, bir anıdan diğerine savrulup duruyor. Aynanın içinde sıkışmışlık artıyor… Korkular en çok sıkışıklıkta bağırıyor… Sıkıştıkça korkular… Korkular sıkıştırdıkça… Aynadan yansıyanlar…

Bana bakıyorum
Kendi kendine mi konuşuyorsun?
Hayır
Evet…
Kendimle konuşamaz mıyım?
Konuşan sensen yanıtlayan kim?
Yanıtlayan sensen konuşan kim?
Hepsi benim tabii ki…
Sen?
Ben
Aynadan baktığın kadın…
Kadın?

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Sanki hiç dokunulmamış gibi duran bedenine… Bedenine dokunmuştu oysa… Bedeni… Bedenini paylaştıkları… Bedenini paylaşamadıkları… Beden paylaşılır mı? Aynanın karşısında çıplak kendine dikkatlice baktığında korkuyor. Kendi için soyunmayı bilmiyor ki… Soyunmak? Kendin için soyunur musun? Yoksa soyunmak başkası için mi yapılır? Soyundum… Kimin için? Niye? Üzerindekileri çıkarınca soyunuyor musun gerçekten?… Soyundum. Niye?…

Bak bana
Gerçekten ne görüyorsun?
Beni mi?
Peki ya dün gördüğün kimdi?
Bir sene önce baktığın?…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Hayatının çıkmazlarına, varlığına, varoluşuna… Bütün amacı bu değil miydi zaten?… Varlığını varoluşa dönüştürmek… Kadın olarak var olmak… Başkalarının onaylarından etkilenmeden… Aynanın karşısında kendine bakıyor… Onaylanmaya ihtiyaç duymadan… Aynanın karşısında… Kendi olmayı öğrenerek… Aynayla… Aynadan…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Sorumlulukları inci gibi dizilmiş… Sıra sıra… yan yana… arka arkaya… Sevgisinin sorumluluğunu, seçimlerinin sorumluluğunu, kırgınlıklarının sorumluluğunu, mutsuzluğunun sorumluluğunu hep almıştı… Ya gerçek? Gerçek aynadan yansır mı? Gerçek bedeninde, bedeniyle aranarak bulunur mu? Ruhunu satmadın hiç kandırmalara… Kendini kandırmadın, başkalarını kandırmadın… Hep gerçekleri yaşadın… Gerçek…

Bedenim mi acıyor?
Ruhum mu?
Kadınlığım mı?
Kadın…
Adamlara kadın olsan mı,
Kadın olunur?
Kendine kadın olursan mı,
Kadın olunur
Kadın olmak…
Kadınlık…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Bir zamanlar fısıldıyor aynadan fısır fısır… Fısıltılar tokat gibi… Adamla keşfedecekti kadınlığını… Aşkla… Kadınlığı yaşamıyorsa… Kadın(lık)… Aşk…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Hatırlıyor hatırlamak istemediklerini… Bir fidan getirmişti bir zamanlar yapraklarında farklılığının, çiçeklerinde gizlerinin saklı olduğu… Öyle uzun zaman olmuştu ki, onlardı adam için derlediğin… Hatırlıyor… Hatırlamak istemediklerini… Bir fidan Kadın(lık) getirdiğini, yapraklarında doğanın gizeminin, goncasında ise kendisinin gizlendiği… Hatırlıyor… Hatırlamak istemediklerini, adamın onu yeşertemediğini… Keşfedemediğini…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor… Kendine, bedenine, geçmişine, anılarına, acılarına, yıllarına, inandıklarına… Ayna öylesine kalabalık ki… Kendimle barışık olmam ve karşımdakilerle uyum içinde yaşamam olası mı? Gerçekten doğru var mı? Tanımları kim tanımlıyor?…

Kadın, aynanın karşısında öylece kendine bakıyor. Belki de en iyisi, kendimi keşfetmeye çalışmak. Kulaklarım sağır, gözlerim körmüş gibi… Kendimi kendimle tanımlamak… Kendim için… Belki de en iyisi yaşamdan haz alabilmek için keşfedilecek şeylerin peşinden koşmak… Kendimin… Bedenimin… Zevklerin… Edepsizliğin…

Kadın aynaya baktı
Ayna kadına
Ve yansımalar
Gözler
Renkler
Kadın ışığı kapattı…
Meltem Arıkan