A Novelist, columnist & playwright

YENİ DİJİTAL DÜNYA…

Baskının normalleşmeye başladığı, otoriter kontrol mekanizmalarının hızla işletildiği, dinsel sömürüyle susturulmuş insanlarla çevrili bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple de yazılan, çizilen, okunan herşeyin tekrar tekrar gözden geçirilip yeniden değerlendirilmesi gerektigini düşünüyorum. Dünya yeni bir algı sıçramasının eşiğinde, bunun etkileri Mısır, Tunus, Libya, İran, Bahreyn ve Yemen gibi ülkelerde halk ayaklanmaları olarak yansımaktadır. Analog sistemdeki hiçbir ideolojinin geçmekte olduğumuz dijital dünya düzeninde geçerliliği kalmamıştır. Bu sebeple de analog sistemi oluşturan yaşam alanlarına ve görüşlere karşı yapılan yeni önermeler sonuçsuz kalacaktır.

Dijital dünya özgürlüğü için dünyadaki tüm toplumların tek ortak kültürü olan ve erkek egemenliğinin toplumlara zorla yerleştirdiği korku kültürüyle de mücadele edilmelidir. Korku kültürü binlerce yıldır ırk ve din farklılıkları üzerinden ötekileştirmeler yaratmıştır. Ve ötekileştirmelerle nefret ve şiddet bilenmiş savaşlara haklı gerekçeler uydurulmuştur.

Binlerce yıllık baskılara rağmen, birbirlerine karşı ötekileşmeyen kadınların ve erkeklerin sesleri yükselmeye başlamıştır. İstanbul’da kadın olmak, Tahran’da kadın olmak, Londra’da kadın olmak gibi tanımların sanal ayrıştırıcılığı yerine, bugüne kadar hep susturulan kadınlar yaşadıklarını paylaştıkça, cinsel kimlikleriyle bütünleşmiş bedenleriyle varolabilmek için diğer kadınlarla birlikte mücadele etmeye başladılar.

Dijital dünya düzenine geçerken kadınların ve erkeklerin, ırk, din, dil farklılıklarını yeni örgütlenmelerinin dışında tutmaları şarttır. Kadınlar ve erkekler bireysel varoluşlarını herhangi bir din, herhangi bir etnik grup aidiyetine girmeden gerçekleştirip birey olabilirlerse ancak özgür bir yeni dünya düzeni oluşabilecektir.

Kültür tek bir topluma veya tek bir ırka mal edilemez. Kültür kadın ve erkeklerin varoluşlarındaki etkilenmeler ve doğayla etkileşim sonucunda oluşur. Kültürlerarası farklılık tanımlaması yapılırken tüm kültürlerin temelini oluşturan kadın ve erkeklerin farklı varoluşları analog dünya düzeni içinde hep gözardı edilmiştir. Kültürleri ve uygarlıkları var edenler kadınlar ve erkeklerdir. Kültürün oluşmasını sağlayan parametreleri kadın ve erkekten bağımsız sadece ırk, din, coğrafya ve geleneklerle kısıtlamak büyük bir hatadır. Yeniden yeni bir modernleşme projesi geliştirmeli ve yeni modernleşme kültürü içinde toplumların kadınlardan ve erkeklerden oluştuğunu kabul ederek; ırk, din ve dil farklılıklarını ön plana almadan yeni dijital dünya düzenini oluşturmalıyız.