A Novelist, columnist & playwright

What is Reality? · Gerçek Nedir?

February 2009 · Şubat 2009

Reality is dangerous, for it is very hard to take the reality in hand and it is not flexible. Truly experiencing reality means coming face to face with one’s own vulnerability. Reality is a slap in the face and is whatever experienced at that very moment. Reality is experienced alone, just like in the moment of birth or death… Reality is a mirror to one’s solitude. Reality requires neither concepts, nor definitions; neither enrichments, nor guardians. Reality is simple, yet people yearn to take refuge in complexities, or else they can be terrified of their simplicity.

Looking for other hidden truths under, above and within the reality; ascribing concepts onto them are merely signs of fear and elusion from life. Eluding the way reality is in a sense eluding the pain. Every elusion is fabricated by fear, and is nurtured from that point on by the faint-hearted.

My advice to you would be to be suspicious of whatever you cannot touch, whatever you cannot wholly experience with your body, whatever you cannot comprehend with your mind from sensory experience, or whatever you cannot find an equivalency with your five senses, no matter how much it has been told to be true. Approach them with suspicion and do not give in.

Being original and unique is entwined with responsibility. You cannot be both unique and irresponsible at the same time. Because when you do not take responsibility, you always want the easy way out, always choose the easy way out and end up your life as a big ball of nothingness.

Existence defines the demeanors in the presence of situations. To exist is jointed to choices, situations and time. To be aware of this is quite important in order to be able to take position according to momentary existences. Those who live pretentiously do not evolve with time, and remain dormant in the same position. That is why they are narrow-minded.

Existence is not an independent unit. It cannot be applied to various situations you find yourselves in. Holding down to one’s existence gets started by interacting with whatever gives birth to the situations, and accepting that situations contribute to one’s existence.

Existence is relational. With your demeanors when facing situations, you can maintain your individuality and uniqueness. This demeanor being your own choice is as inevitable as taking responsibility for these choices. Life is made up of what your choices are, whether you are aware of this fact or not. You do not have the right to blame anyone else.

If you are distinctive and unique, and you want to stay that way, you need to stake a claim on your expectations and your desires at every single moment. When people do not have expectations of their own and do not make an effort for that, than they are choosing to be non-existent instead of existing; just like touching without expectation is merely to grope. The absence of awareness does not necessarily mean that there is not a choice being made.

Every single time people give themselves up despite of their selves is the confirmation of one’s annihilation. As long as you accept the social roles that are imposed upon you, you’re accepting to be puppets, whose strings are pulled by others. If you won’t stake a claim to yourself, both the life you live, your choices and your desires are determined by others. If you won’t stake a claim to yourself, than the judgements, expectations and thoughts of others, together with necessities would stake a claim to you.

Gerçek tehlikelidir, gerçekleri denetim altına almak çok zordur, gerçek esnek değildir. Gerçeği gerçek olarak yaşamak kişinin kendi savunmasızlığıyla yüz yüze gelmesi demektir. Gerçek yüzünüze atılan tokat ve o anda yaşadıklarınızdır. Gerçek tek başına yaşanır. Tıpkı doğarken ve ölürkenki gibi… Gerçek kişinin tek başınalığının aynasıdır. Gerçeğin kavramlara, tanımlara, süslemelere ve bekçilere ihtiyacı yoktur. Gerçek basittir ancak kişi hep karmaşıklığa sığınmak ister, yoksa kendi basitliğinden dehşete düşebilir.

Gerçeklerin altında, üstünde, içinde başka gerçeklikler aramak ya da onlara kavramlar yüklemek yaşamdan kaçmanın ve korkunun göstergeleridir. Olduğu haliyle gerçeklerden kaçmak aslında bir anlamda acılardan kaçmaktır. Her kaçış korkuyla üretilir, sonrasında da korkaklar tarafından beslenir.

Ne kadar var olduğu söylenirse söylensin, benim size önerim dokunamadığınız, sonucunu bedeninizde birebir yaşamadığınız, beş duyunuzla birlikte aklınızla algılayamadığınız veya karşılığını beş duyunuzda bulamadığınız her şeyden kuşku duyun. Kuşku ile yaklaşın ve kendinizi teslim etmeyin.

Kendine özgülük ve benzersizlik sorumlulukla kol koladır. Hem sorumsuz hem de benzersiz olamazsınız. Çünkü sorumluluk almadığınız takdirde hep kolayı ister, kolayı seçer ve sonunda da büyük bir hiç olarak yaşamı bitirirsiniz.

Varoluş, konumlar karşısındaki hali tanımlar. Var olmak seçimlerle, konumlarla ve zamanla eklemlidir. Bunun farkında olmak anlık varoluşlara göre pozisyon alabilmek için çok önemlidir. ?Gibi? yapanlar ise bugün de yarın da aynı pozisyonda kalırlar. Bu nedenle de bağnazdırlar.

Varoluş, bağımsız olarak var olan bir birim değildir. İçinde kendinizi bulduğunuz şu ya da bu konuma uygulanamaz. Varoluşu sürdürebilmek, durumları meydana getiren neyse onunla etkileşim içinde olmak ve durumların varoluşunuza katkısı olduğunu kabullenmekle başlar.

Varoluş ilişkiseldir. Kendi özgünlüğünüzü ve bireyselliğinizi, konumlar karşısındaki halinizle sürdürebilirsiniz. Bu halin kendi seçiminiz olması kadar bu seçimin sorumluluğunu almak da kaçınılmazdır. Farkında olsanız da olmasanız da yaşamınız sizin seçimlerinizden oluşur. Kimseyi suçlamaya hakkınız yoktur.

Kendine özgü, benzersizseniz ve bunu sürdürmek istiyorsanız kendi beklentilerinize, kendi isteklerinize an be an sahip çıkmanız gerekir. Tıpkı beklenti içermediği zaman dokunmanın ellemeye dönüşmesi gibi, kişinin de kendine özgü beklentileri yoksa ve bunun için çaba harcamıyorsa o zaman var olmak yerine yok olmayı tercih ediyor demektir. Farkında olmamak seçim yapmadığınız anlamına gelmez.

Kişinin kendine rağmen her teslim oluşu, yok oluşunu onaylamasıdır. Size verilen toplumsal rolleri kabullendiğiniz sürece ipleri başkalarının elinde olan kuklalar olmayı da seçiyorsunuz demektir. Siz kendinize sahip çıkmazsanız, yaşadığınız hayat da seçimleriniz de istekleriniz de başkaları tarafından belirlenir. Siz kendinize sahip çıkmazsanız yaşamınıza, yargılar, başkalarının düşünceleri, başkalarının beklentileri ve gereklilikler sahip çıkar.



GERİ DÖN