A Novelist, columnist & playwright

To Desire for Communication’s Sake, to Communicate for Desire’s Sake · İletişim için istemek, istemek için iletişim

April 2009 · Nisan 2009

The main purpose of people’s establishing a communication is to exist. One of the important parameters of existence is to desire. To exist and to keep on existing makes it unavoidable to be able to desire, to stake a claim to what one desires, and sometimes to fight a battle for what one desires. If you do not want something, you do not have the right to be in expectation. You cannot advance unless you desire. You cannot succeed if you do not desire. It is not possible to fulfil anything if you do not desire. It is essential that you desire something first, than firmly lay claim to those desires. The only way for your desires to be perceived by the people you encounter is putting forward the desires you lay claim for. If you do not lay claim to what you desire, the expectation of others’ apprehension on what you want would be a total fantasy.

The important thing is to desire something, and be able to start a communication for what you desire. It is to find the courage to establish communications without thinking about how others will react to this desire. If your desires come true, that is a wonderful thing, but if not, at least you have laid a claim in them and put them in words, and had the courage to establish some communication for them.

I want to extend the subject matter a little bit more towards the topic of “To exist and to want within the scope of both corporeal and mental activities; in order to be able to continue your existence.” As desiring is essential for establishing communications, but as a matter of fact it is not possible to establish a real communication unless you know what your desires are. So, how can you define what you want?

Every person has two types of existential activities. The first of these are the corporeal activities. The corporeal activities consist of the basic needs and desires that are fundamental for living. Like drinking water, eating food or going to the toilet… In order to carry on your bodily existence, you perceive these requirements and do the necessities innately.

One cannot speak of a sole existence. Existence can only be in question if there are others present. One cannot speak of an existence for a person stranded in a desolate island. The prerequisite of existing and sustaining this existence is the presence of others.

So as to speak of a two-way communication; one has to determine her or his position correctly to begin with and subsequently understand the other party by examining their positioning. A two-way communication can only be probable when one takes both their and the other party’s standpoints, positioning and desires into consideration, when getting their own position. When you try to establish a communication based solely on the other party’s standpoint, you compromise your own existence. The mentioned existence withers on the vine. An example of one-way communication is commonly practiced by women, when communicating merely on the assumption of your understanding of the man you’re dealing with and trying to communicate within the scope of your own interpretation of his psychology, thus forming a one-way communication. Unfortunately, women eliminate the man in question, by communicating with their own perception and designation of the man in question; thus there is no actual communication in such situations.

Life takes place in physical boundaries, in a given world, for a given period of time. Existence comes in a package with the acceptation of a possibility beyond those boundaries, and one may cut across them. Although the physical boundaries do exist, the important part remains to be your approach towards them. A person holds the power to define one’s own freedom even within those boundaries, since you can still make your choices within these boundaries. But in order to do this, first you have to accept the reality of the situation. Freedom is not doing whatever you desire; it is to have the courage to desire, take on the responsibilities for that and to be aware of the fact that one holds the right to define her or his own boundaries. If you have managed to actualise your existence, you can perceive that the boundaries imposed upon you do not hold any importance.

The driving force behind the subsistence of life and advancement is desires. Acceding to the boundaries inflicted upon you amounts to surrendering. Surrendering generates inwardly furies, since each time you surrender, you give up on yourself. Giving up like that renders you to a person who contents oneself to what you already have, a person that is deprived and pitiful. You believe that you have no other option, for you have already given up on your own power by giving in. If you’ve come to this point, you have already been domesticated, and you’re undistinguished from a house dog, ready to take its place in the herd. And as a house dog, you do not care about anything but your dependency to your owner.

İnsanların iletişim kurmalarındaki temel amaç var olmaktır. Var olabilmenin önemli parametrelerinden bir tanesi istemektir. Var olmak ve varoluşu sürdürmek isteyebilmeyi, isteklere sahip çıkmayı, kimi zaman da istekler için mücadele etmeyi kaçınılmaz kılar. İstemiyorsanız beklenti içinde olmaya hakkınız yoktur. İstemiyorsanız gelişemezsiniz. İstemiyorsanız başarılı olamazsınız. Eğer istemiyorsanız bir şeyi gerçekleştirebilmeniz mümkün değildir. Önce istemeniz sonra da isteğinize sıkı sıkı sahip çıkmanız şarttır. Ancak isteklerinize sahip çıkararak bunu ortaya koyarsanız istekleriniz karşınızdaki kişiler tarafından algılanabilir. Siz isteklerinize sahip çıkmazsanız karşınızdaki kişiden sizin isteklerinizi anlamasını beklemeniz tamamen gerçekdışı bir beklenti olur.

Önemli olan istemek ve istediğiniz şey için iletişime geçebilmektir. Karşınızdaki kişinin bu isteğe göstereceği tepkiyi düşünmeden iletişime geçebilme cesaretini gösterebilmektir. İsteğiniz gerçekleşirse çok iyi olur ama gerçekleşmezse, siz isteğinize sahip çıkarak onu dile getirmiş ve bunun için iletişime geçmeye cesaret etmiş olursunuz.

‘Var olmak ve varoluşunuzu sürdürmek için hem bedensel hem de zihinsel faaliyetleriniz çerçevesinde istemek’ diyerek konuyu biraz daha açmak istiyorum. İletişim kurmak için istemek önemli olduğuna göre neyi istediğinizi bilmediğiniz sürece aslında gerçek bir iletişim kurmanız da mümkün değildir. Peki, neyi istediğinizi nasıl tanımlayabilirsiniz?

Herkesin iki türlü varoluşsal faaliyeti vardır. Bunlardan ilki bedensel faaliyetlerdir. Bedensel faaliyetler, yaşamak için gereken temel istek ve ihtiyaçları tanımlar. Su içmek, yemek yemek, tuvalete gitmek gibi? Bedensel varoluşun sürdürülebilmesi için bu istekleri doğal olarak algılar ve doğal olarak gerekenleri yaparsınız.

Tek başına varoluştan söz etmek mümkün değildir. Var olmak ancak başkaları varsa söz konusu olabilir. Tek başına bir adada kalan kişi için var olmak söz konusu olamaz. Var olmak ve varoluşunu sürdürebilmek için başkalarına ihtiyaç vardır.

Çift taraflı bir iletişimden söz edebilmek için kişinin önce kendi pozisyonunu doğru belirleyip, sonra karşısındaki kişinin pozisyonuna bakarak onu anlaması gerekir. Çift taraflı bir iletişim, hem kendi durumunu hem karşı tarafın pozisyonunu hem de isteğini göze alarak pozisyon almakla mümkün olabilir. Yalnızca karşınızdaki kişinin pozisyonunu dikkate alarak iletişime geçerseniz varoluşunuzdan vazgeçersiniz. İletişim başlamadan bitmiş olur. Kadınların sık sık yaptığı gibi yalnızca karşınızdaki erkeği anladığınızı düşünüp onun psikolojisinin ne olduğuyla ilgili yorumlar yaparak iletişime geçmek de tek taraflı bir iletişim olur. Böyle durumlarda ne yazık ki kadınlar karşılarındaki erkeği yok ederek kendi adlandırdıkları ve tanımladıkları şeyle iletişim kurarlar, gerçek bir iletişim söz konusu değildir.

Yaşam fiziki sınırlar içinde, verili dünyada, verili süreler içinde gerçekleşir. Var olmak, bu sınırların ötesinin olabileceğini ve ötesine geçilebileceğini kabul etmeyi de beraberinde getirir. Fiziki sınırlar olsa bile bu sınırlar karşısında sizin tutumunuzdur önemli olan. Bu sınırlar içinde bile kişinin özgürlüğünü tanımlayabilme gücü vardır. Çünkü o sınırlar dahilinde seçim yapabilirsiniz. Bunu yapabilmeniz ise ancak durumun gerçekliğini kabul etmeniz ile mümkündür. Özgürlük her istenileni yapmak değil, isteyebilme cesaretini gösterebilmek, bunun sorumluluğunu alabilmek ve kişinin kendi sınırlarını kendisinin çizebilme hakkının olduğunun farkında olabilmesi halidir. Var olabilmişseniz eğer dayatılan sınırların bir önemi olmadığını algılayabilirsiniz.

Canlılığın sürdürülebilmesini, gelişebilmeyi sağlayan itici güç isteklerdir. Başkalarının size çizdiği sınırları kabul etmek aynı zamanda boyun eğmek anlamına gelir. Boyun eğmek içten içe öfke üretir çünkü her boyun eğiş, kendinden vazgeçiştir. Bu vazgeçiş bir süre sonra sizi elindekilerle yetinen, zavallı ve yoksun kılar. Başka çarenizin olmadığına inanırsınız çünkü boyun eğerek kendi gücünüzden de vazgeçmişsinizdir. Bu noktaya geldiyseniz, evcilleşmişsinizdir ve sürüdeki yerini almaya hazır bir ev köpeğinden de pek bir farkınız kalmamıştır. Ev köpekleri olarak sahibinize olan bağımlılığınızın dışında da sizin için hiçbir şeyin önemi kalmaz.



GERİ DÖN