A Novelist, columnist & playwright

The Time Market · Zaman Pazarı

November 2009 · Kasım 2009

Dear Kazete readers, I’d like to share with you an old story of mine from my third novel “Undressing Herself” this month.

The woman asked around for the whereabouts of the “time market” and finally found it. It was located in Istanbul, in one of the back alleys around the Galata Tower, in the vicinity of Beyoğlu (Pera). No one was able to describe the address with certainty. “I guess it should be located somewhere behind the Yapıncak Street, well, if you’re at the correct location, you’ll find yourself there anyway,” they said.

The time market was essentially a steep street. The beginning and the end of the street was quite obscure. There were time shops and time peddlers on both sides along the way.

The woman was amazed when she realised that the first shop to the right was a time market for men. The plaque on the shop read “The Right Time”. The big sign near the door was noting that they had the best prices on several times like “backgammon time”, “tavern time”, “lying time” and “fist fighting time”.

The woman had never thought that time could be different for men and women up until that moment. Beyond that shop she saw another men-only time shop. The specialty of this one was “sex time”. The shop windows were all painted black so you couldn’t see inside. There were blinking neon lights and several neon arrows pointing inside at both sides of the window. The purple and red paperboards on the window contained ads like “time for prolonging”, “erection time”, “multiple time” and “imported raping time”.

One of the patrolling time cops in the street stopped the woman upon seeing her amazed demeanour. The cop was a man, although he wore a white women’s dress. The time cop asked the woman her age, and said “You cannot buy time if you’re under thirty.” Only women and men over thirty were allowed to trade in the time market. Time could be sold, as well as bought. There was no problem, as the woman turned thirty ten months ago.

The peddlers were mostly women and men like her, who were buying and selling time. The majority of them were housewifes, students and the unemployed.

While she trodded along the steep street, she started to go in and out of stores that offered “women’s time.” But what she was seeking was indeed a product that was pretty rare. The peddlers mostly sold cheap stuff made in Taiwan like “time to watch The Young and Restless while cleaning the house”, “cheating time” or “smoking time.”

She was rejoiced when she learnt that the time she sought after could be found in the boutique at the end of the street, at the high end of the steep. The store had many names. The topmost sign read “Everything is for Not Sale Market.” The lower one read “Everything is Not That Cheap Market” and at the very bottom of all was a sign with “Justice and Time Market” on.

When the woman walked into the shop, she had to shut her eyelids close because of all the spotlights inside. She couldn’t even squint. A muffled voice asked her what she was after. The woman forced herself to speak, and said that she was seeking “love time”. The muffled voice replied “Give it up, you cannot afford it.” The woman was insistent. The muffled voice was insistent. The woman said that she had no other option, and she was going to buy it, the price was not an issue. Upon that, she was instructed to move ahead a few steps.

The woman realised that she was walking through several scents. There was a lot of different fragrances but they were all mixed up. The muffled voice instructed her to stand wherever she smelt the fragrance she loved the most. The woman first stood amidst the white musk fragrance, but than moved ahead, towards the jasmine scent. “Ok, it’s here,” she said. When she opened her eyes, she saw a man reaching out for her.

The man was cheerful, yet his scarred face showed all his life experience. He shook the woman’s hand and waited. The woman told her that she wanted “love time.” However, the man told her that he just gave it to her.

When the woman persisted on not having received it, the man repeated that he gave it to her while shaking her hand shortly before. And she should be the one setting its price. The woman told him that she did not get any love time, and asked how she would ever know whether it would be useful to her. Wasn’t there a catalog or leaflet or something? The man told her that love time is a special item, custom made for each person, he just made the delivery and she should be paying up now.

The woman first thought that she was being conned. She was being asked money for something she never received. She saw that other times were sold in packages in other stores. She glanced first at her hands, and then to the man, and said that she won’t be paying for a product she did not receive in a tangible way.

The man was not mad at all. “So, you’re not ready to receive it yet. It would be better if you bought an exotic love time sandwich from the ‘Time Sandwich Shop’ next door.”

The woman rushed out the shop furiously. She bought her sandwich and while she was eating her sandwich in the street, she suddenly found herself within the city.

Sevgili Kazete okurları, bu ay sizlerle “Kadın Bedenini Soyarsa” kitabımda yer alan bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Kadın “zaman pazarının” yerini sora sora buldu. İstanbul’da Beyoğlu’nun altında Galata Kulesi’nin civarındaki arka sokakların birinde idi. Kendisine yer tarifi yapılırken kimse kesin konuşmamıştı. “Tahminen Yapıncak Sokağı’nın arkalarında bir yerde, zaten doğru yerde isen kendini aniden orada bulursun,” demişlerdi.

Zaman pazarı dik bir yokuştan oluşmaktaydı. Sokağın girişi ve çıkışı belli değildi. Yokuş boyunca sağda ve solda zaman dükkânları ve seyyar satıcıları vardı.

Kadın sağındaki ilk dükkânın erkekler için zaman pazarı olduğunu anladığında şaşırdı. Dükkânın levhasında “doğru zaman” yazıyordu. Kapının kenarındaki büyük levhada “tavla oynama zamanı”, “meyhane zamanı”, “yalan zamanı”, “kavga zamanı” gibi çeşitli zamanların en iyi fiyata bu dükkânda satıldığı belirtilmişti.

Kadın, zamanın erkekler için ayrı kadınlar için ayrı olabileceğini o ana kadar hiç düşünmemişti. İleride gene erkekler için bir zaman dükkânı daha gördü. Dükkânın uzmanlık alanı “seks için zaman”dı. Dükkânın vitrinleri siyaha boyalıydı ve içerisi görülmüyordu. Vitrinin iki yanında yanıp sönen lambalar ve çeşitli ışıklı ok işaretleri vardı. Vitrin camında kırmızı ve mor kartonlara yazılmış “uzatmak için zaman”, “ereksiyon zamanı”, “peş peşe zaman” ve “ithal tecavüz zamanı” reklamları vardı.

Sokakta devriye gezen zaman polislerinden biri kadının şaşkın halini görünce kadını durdurdu. Zaman polisi beyaz bir kadın elbisesi giymişti ama erkekti. Zaman polisi kadının yaşını sordu ve “Otuz yaşından küçükseniz zaman almaya hakkınız yok” dedi. Zaman pazarında alışverişi ancak otuz yaşını bitirmiş kadın ve erkekler yapabiliyordu. Zaman satın alınabildiği gibi satılabiliyordu da. Kadın otuz yaşını dolduralı on ay olduğu için sorun yoktu.

Seyyar satıcılar kendisi gibi zaman alan ve satan kadın ve erkeklerden oluşuyordu. Aralarında ev kadınları, öğrenciler ve işsizler çoğunluktaydı.

Kadın yokuş boyunca yürürken “kadın zamanı” satan dükkânlara girip aradığı zamanı sormaya başladı. Ancak istediği zaman çok nadir bulunan bir üründü. Seyyar satıcılar ise çoğu kez “ev temizlerken Yalan Rüzgârı’nı seyretme zamanı”, “kopya zamanı”, “sigara içme zamanı” gibi ucuz ve Tayvan çıkışlı mallar satıyorlardı.

İstediği zamanın sokağın en ucundaki, yokuşun en tepesindeki bir butikte bulunabileceğini öğrendiğinde sevindi. Dükkânın birkaç tane adı vardı. En üstte “Her Şey Satılık Değil Marketi” yazıyordu. Altındaki ise “Her Şey O Kadar da Ucuz Değil Marketi” ve onun altında da “Adalet ve Zaman Marketi” yazıyordu.

Kadın dükkândan içeri girdiğinde yoğun spot ışıkları nedeni ile gözlerini kapatmak zorunda kaldı. Göz kapaklarını aralamak dahi mümkün değildi. Boğuk bir ses ne istediğini sordu. Kadın zorlanarak, “Sevgi zamanı,” aradığını söyledi. Boğuk ses, “Vazgeç, paran yetmez,” dedi. Kadın ısrarlıydı. Boğuk ses ısrarlıydı. Kadın başka çaresinin kalmadığını, fiyatı neyse alacağını söyledi. Bunun üzerine kadına birkaç adım atarak ilerlemesi söylendi.

Kadın yürürken çeşitli parfüm kokularının arasından geçtiğini fark etti. Kokular çoktu ama birbirine karışmıştı. Boğuk ses, hangi kokuyu daha çok sevdiyse o kokuyu duyduğu yerde durmasını söyledi. Kadın önce white musk kokusunda durdu sonra ileriden gelen yasemin kokusuna yürüdü. “Tamam burası,” dedi. Gözlerini açtığında kendisine elini uzatmış bir adam gördü.

Adam güleç yüzlü, ama neler yaşadığı yüzündeki yara izlerinden belli olan biriydi. Kadının elini sıktı ve bekledi. Kadın, “Sevgi zamanı,” istediğini söyledi. Adam ise biraz önce ona verdiğini söyledi.

Kadın almadığını söyleyince adam biraz önce onun elini sıkarken sevgi zamanını da verdiğini söyledi. Fiyatını ise kadın belirlemeliydi. Kadın sevgi zamanını almadığını, aldı ise işine yarayacağını nereden bilebileceğini sordu. Acaba bir katalog veya prospektüs yok muydu? Adam sevgi zamanının kişiye özel imalat olduğunu, kendisinin de biraz önce teslimatı yaptığını, artık kadının da ödemeyi yapması gerektiğini söyledi.

Kadın önce dolandırılmak istendiğini düşündü. Almadığı bir şey için para isteniyordu. Öbür dükkânlarda çeşitli zamanların paketler içinde satıldığını görmüştü. Kadın eline baktı, adama baktı ve somut olarak almadığı bir ürün için para ödemeyeceğini söyledi.

Adam hiç kızmadı. “Demek ki siz almaya henüz hazır değilsiniz. En iyisi yanımızdaki, ‘Zaman Sandviç’ dükkânından egzotik sevgi zamanı sandviçi alın,” dedi.

Kadın hışımla dükkândan çıktı. Sandviçini aldı ve sokakta yerken kendini tekrar şehrin ortasında buldu.



GERİ DÖN