A Novelist, columnist & playwright

The New World Order… · Yeni Dünya Düzeni…

March 2011 · Mart 2011

We are living in a world where oppression is normalized, authoritarian control mechanisms are being operated rapidly, a world which is surrounded by people, who are silenced by religious exploitation. For this reason, I think that every script, every drawing and everything that is read have to be reviewed and re-evaluated again and again. World is at the edge of a new perception leap; the influences of this are being reflected by civil insurrections in countries such as Egypt, Tunisia, Libya, Iran, Bahrain and Yemen. Any of the ideologies in the analogous world will no more be valid in the digital world, which we are getting through. Therefore the new premises, which are made according to the analogous world’s areas and views will be resultless.

Also for the freedom of the digital world, it has to be struggled against the terror culture, which is the only common culture of the societes all around the world and placed to the societes by male dominance. This terror culture, for thousands of years, has created alienations upon the differences of race and religion. And wars, which whetted by hatred and violence, has been justified with this alienations.

Now voices of men and women, who haven’t alienated to each other despite the oppression of thousands of years, began to raise. Instead of the virtual discriminative definitions such as “being a woman in Istanbul”, “being a woman in Tehran” or “being a woman in London”, the women silenced up today share their experiences and began to struggle with other women to exist with their bodies, which integrated with their sexual identities.

It is a must for men and women to exclude race, religion and language differences outside the new organizations while getting through to the digital world order. A free new world order can only be formed if men and women realize their individual existences without going into any of an ethnic group belonging and become individuals.

Culture cannot be attributed to a single society or a single race. Culture formation is a result of responses in the existences of men and women and their interaction with nature. When defining intercultural differences in the analogous world order, the difference between the existences of woman and man, which forms the foundation of all cultures, has been always ignored. Men and women are the ones who generate the culture and civilizations. It is a very big mistake to constraint the parameters, which enables the formation of culture, independent from man and woman, only with race, religion, geography and traditions. We should re-develop a new modernisation project and form the new digital world order without taking the race, religion and language differences to forefront; but by accepting that the societies being formed from man and woman in the new modernisation culture.

Baskının normalleşmeye başladığı, otoriter kontrol mekanizmalarının hızla işletildiği, dinsel sömürüyle susturulmuş insanlarla çevrili bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple de yazılan, çizilen, okunan herşeyin tekrar tekrar gözden geçirilip yeniden değerlendirilmesi gerektigini düşünüyorum. Dünya yeni bir algı sıçramasının eşiğinde, bunun etkileri Mısır, Tunus, Libya, İran, Bahreyn ve Yemen gibi ülkelerde halk ayaklanmaları olarak yansımaktadır. Analog sistemdeki hiçbir ideolojinin geçmekte olduğumuz dijital dünya düzeninde geçerliliği kalmamıştır. Bu sebeple de analog sistemi oluşturan yaşam alanlarına ve görüşlere karşı yapılan yeni önermeler sonuçsuz kalacaktır.

Dijital dünya özgürlüğü için dünyadaki tüm toplumların tek ortak kültürü olan ve erkek egemenliğinin toplumlara zorla yerleştirdiği korku kültürüyle de mücadele edilmelidir. Korku kültürü binlerce yıldır ırk ve din farklılıkları üzerinden ötekileştirmeler yaratmıştır. Ve ötekileştirmelerle nefret ve şiddet bilenmiş savaşlara haklı gerekçeler uydurulmuştur.

Binlerce yıllık baskılara rağmen, birbirlerine karşı ötekileşmeyen kadınların ve erkeklerin sesleri yükselmeye başlamıştır. İstanbul’da kadın olmak, Tahran’da kadın olmak, Londra’da kadın olmak gibi tanımların sanal ayrıştırıcılığı yerine, bugüne kadar hep susturulan kadınlar yaşadıklarını paylaştıkça, cinsel kimlikleriyle bütünleşmiş bedenleriyle varolabilmek için diğer kadınlarla birlikte mücadele etmeye başladılar.

Dijital dünya düzenine geçerken kadınların ve erkeklerin, ırk, din, dil farklılıklarını yeni örgütlenmelerinin dışında tutmaları şarttır. Kadınlar ve erkekler bireysel varoluşlarını herhangi bir din, herhangi bir etnik grup aidiyetine girmeden gerçekleştirip birey olabilirlerse ancak özgür bir yeni dünya düzeni oluşabilecektir.

Kültür tek bir topluma veya tek bir ırka mal edilemez. Kültür kadın ve erkeklerin varoluşlarındaki etkilenmeler ve doğayla etkileşim sonucunda oluşur. Kültürlerarası farklılık tanımlaması yapılırken tüm kültürlerin temelini oluşturan kadın ve erkeklerin farklı varoluşları analog dünya düzeni içinde hep gözardı edilmiştir. Kültürleri ve uygarlıkları var edenler kadınlar ve erkeklerdir. Kültürün oluşmasını sağlayan parametreleri kadın ve erkekten bağımsız sadece ırk, din, coğrafya ve geleneklerle kısıtlamak büyük bir hatadır. Yeniden yeni bir modernleşme projesi geliştirmeli ve yeni modernleşme kültürü içinde toplumların kadınlardan ve erkeklerden oluştuğunu kabul ederek; ırk, din ve dil farklılıklarını ön plana almadan yeni dijital dünya düzenini oluşturmalıyız.



GERİ DÖN