A Novelist, columnist & playwright

Mothers Are Neither Robots, Nor Angels… · Anneler Robot da Değildir, Melek de…

July 2010 · Temmuz 2010

I know how much women make an effort to do the right thing. But the important thing is to have the courage to be able to face reality, not doing the supposedly right thing. The problems and discrepancies women face are nothing but a repetition of what their mothers have undergone, as women’s identity is being denied insistently. This cycle also involves the risk that this process will repeat itself, endangering all generations.

The personal problems women face during their self-exploratory journeys get only harsher with the unrealistic challenges laid upon them not only as a woman, but also as a mother. Achieving a self-knowledge on their femininity, separate from their mothers’, is a rare luxury, nearly impossible for many women. The reason for that may be the fact that both women’s mind and body is intertwined with motherhood, unlike men. Furthermore, even though it is a proven fact that a woman passes on her inner conflicts about her gender to three generations, the importance of this statement is persistently being ignored. The realities women experience about motherhood, which is made into a closed book with the addition of the adjective “sacred”, are covered up.

If a young girl is a disappointment from birth to her parents, just because she happens to be a girl and if her parents hang on to this disappointed attitude, this will automatically evoke feelings of displeasure and hatred in her, towards her own body. Still, a woman may overcome these feelings if she chooses to fight for it. Women who cannot overcome this feeling, however, will pass this felling on to their children much the same.

The society starts to have unrealistic expectations of women once they become mothers. Women are expected to be freed from their old conflicts, while at the same time be capable, mature and able to solve any problems when facing the novel circumstances that emerge with motherhood. It is generally ignored that motherhood can actually intensify former problems for some women. The only thing being told to a mother is that albeit she may have some discomfort and experience difficulties, she will have great happiness and satisfaction. Even though happiness and satisfaction may be achieved, sometimes old fears may re-arise in time, unconsciously. An outrageous feeling of despair, sadness and inadequacy may lead to hatred and revenge towards the infant. Yet, women cannot express these because of all the expectations, and have greater problems because of the guilt they have. These problems come to be referred to as feminine psychological problems and be understood as a part of psychologists and psychiatrists’ area of interest. And men accept this as an elemental fact. Mothers can not suffer, mothers can not get confused, mothers can not have negative feelings. Mothers are not sacred, they are women, who live with their mind, emotions and bodies. They do suffer, they can be confused, they can get mad and they may not get everything right. Mothers are neither robots, nor angels…

Kadınların doğru şeyleri yapmak için ne kadar çok çaba sarf ettiklerini biliyorum. Ancak burada önemli olan doğru sanılan şeyleri yapmak değil gerçeklerle yüzleşebilme cesaretini gösterebilmektir. Kadınların, kadın kimliğinin ısrarla reddedilmesi sonucunda yaşadıkları sorunlar ve çelişkiler aslında annelerinin yaşadıklarının da tekrarı olmaktan öteye geçemez. Bu döngü, sürecin kendi kendini yenilemesi ve her kuşağın da tehlikeye girmesi riskini içerir.

Kadınların kendilerini tanıma yolculuklarında karşı karşıya kaldıkları özel sorunları, onlara kadın olarak değil, anne olarak da yüklenen çok gerçekdışı taleple şiddetlenmektedir. Pek çok kadının, kadınlıkları hakkında annelerinden ayrı bir benlik bilgisine ulaşması, elde edilmesi neredeyse olanaksız bir lükstür. Bunun nedeni belki de erkeklerin aksine kadınların hem zihinlerinin hem de bedenlerinin annelikle iç içe olmasıdır. Ayrıca bir kadının kendi cinsiyetine ilişkin çatışmalarını en azından üç kuşağa aktardığı gerçeği ispatlanmış olsa da bunun önemi de ısrarla göz ardı edilmektedir. Kutsal sözcüğü ile kapalı bir kutu haline getirilen annelikle ilgili kadınların yaşadığı gerçekler de örtbas edilmektedir.

Eğer genç anne, kız olduğu için doğduğu andan itibaren anne babası için düş kırıklığı oluyorsa, eğer anne baba bu tutumunu sürdürüyorsa o zaman kadında kendi bedenine karşı otomatik olarak yoğun bir hoşnutsuzluk ve nefret uyanacaktır. Yine de kadın eğer mücadele etmeyi seçerse bu duyguları yenebilir. Bu duyguyu yenemeyen kadınlar ise bu duygularını olduğu gibi çocuklarına geçireceklerdir.

Toplumlar anne oldukları zaman kadınlardan gerçekdışı beklentilere girerler. Anne oldukları andan itibaren eski çatışmalarından kurtulmaları, anneliğin ortaya çıkardığı yeni durumlarda da becerikli, olgun ve her şeyi çözen olmaları beklenmektedir. Anneliğin, kimi kadınlarda eski sorunlarını yoğunlaştırabileceği gerçeği görmezden gelinir. Anneye, bebeği olduğu zaman söylenen tek şey, biraz sıkıntı çekeceği, birtakım rahatsızlıklar yaşayacak olsa da büyük bir mutluluk ve doyum yaşayacağıdır. Mutluluk ve doyum ancak zamanla elde edilse de bazen eski korkular bilinçsizce yeniden su yüzüne çıkabilir. Korkunç bir umutsuzluk, üzüntü ve yetersizlik duygusu bebeğe yönelik bir nefrete ve hatta intikam duygusuna dönüşebilir. Ancak kadınlar onlardan beklenenler nedeniyle bunları dile getiremezler ve suçluluk duyguları nedeniyle de büyük sorunlar yaşarlar. Kadınların yaşadığı bu sorunlar, kadınlara ait psikolojik sorunlar olarak adlandırılıp psikiyatr ve psikologların ilgi alanlarına sokulurlar. Ve erkekler de bunu doğal kabul eder. Anneler acı çekmez, annelerin kafası karışmaz, annelerin olumsuz duyguları olmaz. Anneler kutsal varlıklar değil, bedenleri, akılları, duyguları ile yaşayan kadınlardır. Acı çekerler, kafaları karışabilir, kızabilirler ve her şeyi doğru yapamayabilirler. Anneler robot da değildir, melek de…



GERİ DÖN