A Novelist, columnist & playwright

I Saw The Child Within You · İçindeki Çocuğu Gördüm

January 2010 · Ocak 2010

Dear Kazete readers; as we’re on the brink of a new year, I wanted to share with you one of my earliest stories, published in Evrensel Kültür magazine in 1993. I wish you all a healthy new year, and hope you will make peace with the child within.

Buse is curled in bed, as if in her mother’s womb. She is chalk-white pale. She’d become a snowflake and be swayed, if she could shrink anymore. I’m at loss at the sight of her. Words have gathered on the tip of my tongue, pushing one another, yet I’m silent. My feelings are all mixed up. Anger, pity, love, all tangled with one another; I can’t manage to figure out.

I perch on the edge of the chair besides her. Thoughts, curiosity, getaway… “What happened?” I ask, just to evade the cold-blooded inquiry of the silence. I listen to her answer with my life’s ears, watch with my heart’s eyes; so that I may find a clue. Why is this burden, unhappiness and pain? I want to understand.

As I watch her curiously, the windows of her heart open up, a child gazes out with fear in her eyes. I smile. When the child understands that I noticed her, she starts to scream at the top of her lungs. “I am lonely, I am afraid, I want to be loved, love me, so I can exist. I am drowning, I am in pain. Help me.” My eyes are locked into the eyes of the child, I cannot draw back. My body is stuck to the chair, I cannot budge. My every cell breaks out into a sweat, the room seems to be coming at me. Panicking, I run away as if my life depends on it.

I don’t know where or why. I want to forget about the child within her. I have to forget. As I keep telling myself that I have to forget, another child makes her appearance in my mind. She reaches out for me. When out hands brush up against each other, everything blacks out. Suddenly, neon words appear before me.

MEMORIES ON STAGE

Act 1
The mother is cooking. The child clings on her mothers skirt.
– Mum, do you love me?
– Of course baby.
The child asks this question every day. She gets the same answer everyday. But she does not believe her in her core. Because the mother spends all her time with errands. She does not play house, tell fairy tales or caress her. “The circumstances”, she says frequently; this time the child can not understand. The circumstances expand. The child shrinks.

Act 2
The father comes home from work. Tired, edgy, weary. The child attempts to jump into his arms. The father yells in anger. “You’re a big girl now, mind your behaviour.” The child is resentful. The father is plunged into his newspaper. The resentment expands. The child shrinks.

Act 3
Dinner is being served. Sparkles of happiness fly about. The brother is going to be circumcised, the feast preparations are the main subject. “My son is going to be a man,” the father says proudly. The child asks hopefully: “When I become a woman, I mean when I bleed like the elder girls, will you give a feast for me as well?” The mother’s furious stares… The father’s scowls… The child is bewildered. Bewilderedness expands. The child shrinks.

Act 4
Family gathering. The house is pretty crowded. The main subject is Uncle Fehmi and his irresponsibilities. The criticism gets bitter. The child is startled. The doorbell rings; It’s Uncle Fehmi. They kiss hello. The uncle approaches the child. Child yells: “I don’t love you. I can not hold out my cheek to you like the grown ups, after calling you bad.” A stone-cold wind blows in the room. Everyone is frozen. Frozenness expands. The child shrinks.

Act 5
She goes to school. Rules, lectures, memorizations are all around her, she’s stuck. The teacher is cranky, she never smiles. The child is unhappy, and bored. Boredom expands. The child shrinks, shrinks, shrinks. Afraid of disappearing, she hides within her heart..

As I get into my memories, my life lingers. I open my eyes. Buse loses her importance. I want to understand the child within her with all my being. Maybe, by understanding her, I can accept myself as well and my inner child can re-emerge. Maybe the apparent identities are not real, but the children within are.

I give up on running away, and return back to Buse’s side. I thank to her inner child.

Sevgili Kazete okurları; yeni bir yıla girerken, sizlerle 1993 yılında Evrensel Kültür dergisinde yayımlanmış olan ilk öykülerimden birini paylaşmak istedim. Hepinize sağlıklı ve içinizdeki çocukla barışık bir yeni yıl diliyorum.

Buse anne rahmindeki bebek gibi kıvrılmış yatıyor. Rengi bembeyaz. Biraz daha küçülebilse kar tanesi olup savrulacak. Onu görünce ne yapacağımı şaşırıyorum. Kelimeler dilimin ucunda toplandı, itişiyor; ben susuyorum. Duygularım karmakarışık. Kızgınlık, acıma, sevgi birbirine girmiş; çözemiyorum.

Yanındaki sandalyeye ilişiyorum. Düşünceler, merak, kaçış… Sessizliğin acımasız sorgusundan kurtulmak için “ne oldu?” diyorum. Yanıtını, canımın kulağıyla dinliyor, yüreğimin gözüyle izliyorum; bir ipucu bulabilirim diye. Neden bu sıkıntı, mutsuzluk, acılar? Anlamak istiyorum.

Merakla onu izlerken, kalbinin penceresi açılıyor, dışarıya korkulu gözlerle bir çocuk bakıyor. Gülümsüyorum. Onu fark ettiğimi anlayınca çocuk, çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor. “Yalnızım, korkuyorum, sevilmek istiyorum, beni sevin ki, ben de var olabileyim. Boğuluyorum, acı çekiyorum. Yardım edin.” Gözlerim çocuğun gözlerine kilitlendi çekemiyorum. Bedenim sandalyeye yapıştı, kıpırdayamıyorum. Ter boşanıyor tüm hücrelerimden, oda üstüme üstüme geliyor. Panik içinde yangından kaçar gibi kaçıyorum.

Nerede, niye, bilmiyorum. İçindeki çocuğu unutmak istiyorum. Unutmalıyım. Unutmalıyım diye söylenirken kendi kendime, başka bir çocuk beliriyor zihin gözümde. Elini uzatıyor. Ellerimiz dokununca birbirine, her yer simsiyah oluyor. Işıklardan bir yazı beliriyor önümde.

ANILAR SAHNEDE

Sahne 1
Anne yemek yapıyor. Çocuk annenin eteğine yapışmış.
– Anne beni seviyor musun?
– Tabii yavrum.
Çocuk her gün bu soruyu soruyor. Her gün aynı yanıtı duyuyor. Ama içi inanamıyor. Çünkü anne tüm zamanını işleriyle geçiriyor. Evcilik oynamıyor, masal anlatmıyor, onu okşamıyor. Hayat şartları diyor sık sık; onu da çocuk anlamıyor. Şartlar büyüyor. Çocuk küçülüyor.

Sahne 2
Baba işten geliyor. Yorgun, sinirli, bezgin. Çocuk babanın kucağına atlamak istiyor. Baba öfkeyle bağırıyor. “Kocaman kız oldun hareketlerine dikkat et.” Çocuk küskün. Baba gazeteye gömülmüş. Küskünlük büyüyor. Çocuk küçülüyor.

Sahne 3
Yemek yeniyor. Evde mutluluk pırıltıları uçuşuyor. Erkek kardeş sünnet olacak, düğün hazırlıkları konuşuluyor. Baba, “Oğlum erkek adam olacak” diyor gururla. Çocuk soruyor umutla: “Ben de genç kız olunca, yani ablalar gibi kanayınca bana da düğün yapacak mısınız?” Annenin öfkeli bakışları. Babanın çatık kaşları. Çocuk şaşkın. Şaşkınlık büyüyor. Çocuk küçülüyor.

Sahne 4
Aile toplantısı. Ev çok kalabalık. Konu: Fehmi Amca ve sorumsuzlukları. Eleştiriler sertleşiyor. Çocuk ürküyor. Kapının zili; Fehmi Amca geliyor. Hoşgeldin öpüşmeleri. Amca çocuğa yaklaşıyor. Çocuk bağırıyor: “Seni sevmiyorum. Sana kötü dedikten sonra büyükler gibi yanağımı uzatmam.” Odadan buz gibi bir rüzgar geçiyor. Herkes donmuş. Donukluk büyüyor. Çocuk küçülüyor.

Sahne 5
Okula gidiyor. Kurallar, dersler, ezberler sarıyor her yanını, sıkışıyor. Öğretmen sinirli, hiç gülümsemiyor. Çocuk mutsuz, sıkılıyor. Sıkıntı büyüyor. Çocuk küçülüyor, küçülüyor, küçülüyor. Yok olmaktan korkarak, kalbine saklanıyor.

Anılara gömüldükçe canım can çekişiyor. Gözlerimi açıyorum. Buse önemini kaybediyor. İçindeki çocuğu anlamak isteği sarıyor tüm benliğimi. Belki onu anladıkça kendimi de kabul eder, içimdeki çocuğu tekrar çıkarabilirim. Belki de gerçek, görülen kimlikler değil, içimizdeki çocuklardır.

Kaçmaktan vazgeçerek Buse’nin yanına dönüyorum. İçindeki çocuğa teşekkür ediyorum.



GERİ DÖN