A Novelist, columnist & playwright

Heberler · Heberler

October 2010 · Ekim 2010

In recent years my mental health gradually impaired by the news and news program broadcasts in television channels. At the beginning I haven’t notice what was happening. Having difficulties to believe what I have heard was the first sign. Later I recognized that the words I hear were being transformed by my ears to confuse my mind. And I understood that my ears were against me. While I were insisting on watching more and more news and news programs in order to analyse my condition, I begun to be disturbed by the second voice that was screaming inside me and saying “That’s going too far” or “This is really impossible”. At that moment I realized that the problem was originated from my sense organs and my perception.

What I heard and read were going beyond my mind limitations and this was leading to some communication problems between me and the people around also. And at last I had to face up to the fact that I was in a serious condition when the people who were watching these programmes – put aside of being disturbed – begun to tell me about the superbness of the conditions we are in and give references about the persons whom they listened in these programmes.

Unavoidably I questioned my relation with truth. The majority’s requests being accomplished in democracies indicated me that the majority is correct and the majority’s justness clearly indicated that the problem is me, myself. As the programmers, journalists and reporters who spent their time, thoughts, brains and lives to convey the truths to us cannot deceive us… As they cannot distort events for no reason… As the media workers, whose only intent is to make us live in a more happier, more free, more well off country without compromising their principles, cannot be censored…

Then it was clear that the contrary of these can only be produced by a mentally impaired paranoia. I accepted that me, myself is the problem… In order to save the rest of my mental health I cut off my relationship with television entirely. I began listening piano and found peace at last. As I don’t have any idea about the musical notes, my brain couldn’t confuse, squeeze or overwhelm me by its games.

I have managed to reduce my worries by means of the piano when my dearest friend Memetali, whom I cannot refuse in any condition, said to me that he was starting a new programme in Türkmax. He asked me to watch his program and besides to tell him my comments about it. At that moment an irritation in my ears begun and lasted for two days. While I was thinking if he also wanted to confuse my mind I haven’t slept for three days. There were nothing to do and nowhere to escape…

I switch on the television, set to Türkmax breaking out in a cold sweat, gasping and… (I confess; just in case I have fixed Bach’s BMW 847 CD on audio system and have taken the earphones by my side in case of emergency.) And Memetali is in front of me… I understand everything he says… I cannot believe I hear him correctly… My ears don’t play a trick on me… Considering I understand everything he says I worried about his mental health seriously for a moment. Before thinking of he has just married and feel sad for him I found myself enjoying the program and the performances of Serhat Kılıç in sports news, Mahir İpek in weather forecast.

I wonder if I have to be happy or sad for them. My mind were confusing again when “The Comment of the Day” began. This time Levent Kazak was on air. Oh my god, I didn’t know what I have to say about his condition because I began to laugh loudly when I was listening to him. I laughed so much that my son worried about me and called everyone we know to say “Mummy is really laughing in front of the television, I think we have a serious problem. What I should do?”

I think one of the reasons of my laughing that much is to see that I’m not alone. Presumably I am not the only person whose mental health is impaired. As far as I am understand – because I understand a program for the first time- all of the HEBERLER team has lost their mental health including the producer Elif Dağdeviren.

If you also has lost your mental health like me with watching the news and news programs on television channels then switch your television on, set it to Türkmax at 07:45 pm every weekday and watch HEBERLER… I guarantee, you will see that you are not alone! Dear Berrin, your endless efforts to publish a “women newspaper” in this country for 14 years is an absolute evidence that your mental health is impaired too. Therefore you also need to appeal HEBERLER… TO MANY CRAZY YEARS!

Son yıllarda  haberleri ve haber programlarını seyretmekten akıl sağlığım bozuldu. Önceleri ne olduğunu anlamakta zorluk çektim. İlk belirti, duyduklarıma inanmakta zorlanmam şeklinde başladı. Daha sonra  duyduğum sözcüklerin aklımı karıştırmak için kulaklarım tarafından değiştirildiğini fark ettim. Kulaklarımın bana karşı olduğunu anladım. Durumumu daha iyi analiz edebilmek için daha fazla haber ve haber proğramını izledikçe “bu kadarı da olmaz” “bu kadarı gerçekten imkansız” diyerek içimde avaz avaz bağıran ikinci sesin çığlıklarından rahatsız olmaya başladım.

İşte o zaman sorunun duyu organlarımdan, algılamamdan kaynaklandığına emin oldum. Öncelikle duyduklarımın sonrasında da okuduklarımın akıl sınırlarımı aşmış olması, çevremle aramda da iletişim sorunları yaşama neden oldu.

Haberleri ve haber programlarını izleyenler rahatsız olmak şöyle dursun içinde yaşadığımız durumun  mükemmeliyeti konusunda bana    programlarda dinledikleri kişileri referans vermeye başlayınca, durumumun vehametiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Kaçınılmaz olarak gerçekle ilişkimi sorguladım.

Demokrasilerde çoğunluğun istediklerinin olması çoğunluğun haklı olduğunu, çoğunluğun haklı olması da sorunun bende olduğunun net göstergesi oldu benim için.  Saatlerini, düşüncelerini, beyinlerini, yaşamlarını bizlere gerçekleri aktarmak için harcayan programcılar, gazeteciler ve haberciler bizi kandırmayacağına… Durup dururken olayları saptırmayacaklarına… Sadece bizlerin daha mutlu, daha özgür, daha refah dolu bir ülkede yaşamamız için kendi ilkelerinden  taviz vermeyen basın çalışanlarının sansürlenmesi de mümkün olmadığına göre…

Bunların aksini ancak akıl sağlığı bozuk bir paranoya üretebilirdi. Kabul ettim sorun bendim…  Akıl sağlığımın kalan kısmını koruyabilmek için de televizyonla ilişkimi kestim. Piyano dinliyerek rahata erdim. Notaları bilmediğim için aklım oyunlarıyla devreye girip beni karıştırıp, sıkıştırıp, bunaltmıyordu.

İki hafta önce hiçbir koşulda kıramayacağım sevgili dostum Memet Ali, Türkmax’de yeni bir programa başladığını söyleyinceye kadar da piyano sayesinde endişelerimi azaltmayı başarmıştım.  Ancak Memet Ali programı seyretmemi ve hatta yorumlarımı dinlemek istediğini söylediğinde kulaklarımdan başlayan kaşıntıyı durdurmam iki gün sürdü.

Acaba o da benim aklımı mı karıştırmak istiyor diye düşünürken tam üç gün uykum kaçtı. Yapabileceğim hiçbir şey, kaçabileceğim hiçbir yer olmadığı için nefesim daralarak, soğuk soğuk terler dökerek açtım  Türkmax’ı ve… (İtiraf ediyorum aynı anda ne olur ne olmaz diye Bach’ın BMW 847’sinin CD’sini müzik setine koymuş ve kulaklığı da acil durum için yanıma almıştım.)

Ve karşımda Memet Ali… Her söylediğini anlıyorum… Doğru duyduğuma inanamıyorum… Kulaklarım bana oyun oynamıyor… Her söylediğini anladığıma göre Memet Ali’nin de akıl sağlığı bozuldu mu, diye bir an korkuya kapılmadım dersem yalan olur. Yeni de evlenmişti diye üzülmeye vakit bulamadan spor haberleriyle Serhat Kılıç’ı, hava durumunda Mahir İpek’i dinlerken keyif aldığımı fark ettim.

Kendim için sevinmeli, onlar için üzülmeli miydim? Yine aklım karışıyordu ki  “Günün Yorumu” başladı. Levent Kazak sesleniyordu bu kez… Aman yarabbim Levent’in durumuna ne diyeceğimi bilemedim çünkü onu dinlerken kahkahalarla gülmeye  başlamıştım. O kadar çok güldüm ki bu sefer kahkahalarım nedeniyle oğlum endişeye kapıldı  ve tanıdığımız herkesi arayıp “Annem televizyonun karşısında gerçekten gülüyor durumu galiba çok vahim. Ne yapmalıyım?” diye soruyordu.

Sanırım o kadar gülmemin bir sebebi de yalnız olmadığımı görmek oldu. Galiba akıl sağlığı bozulan bir tek ben değildim. Anladığım kadarıyla çünkü uzun zamandan sonra ilk defa bir programı bu kadar iyi anladım. Bu ekibin yapımcısı Elif Dağdeviren de dahil olmak üzere “HEBERLER” ekibinin hepsi akıl sağlıklarını kaybetmiş.

Eğer sizler de benim gibi TV kanallarındaki haberleri ve haber programlarını seyrederken akıl sağlığınızı kaybettinizse hafta için hergün 19.45’de Türkmax’de “HEBERLER”i açın. Yalnız olmadığınızı göreceksiniz…
Sevgili Berrin, 14 yıldır bu ülkede bir kadın gazetesi çıkartmak için bunca uğraşman senin de akıl sağlığını kaybetmiş olduğunun en somut kanıtıdır o nedenle HEBERLER’e başvur. NİCE DELİ YILLARA….



GERİ DÖN