A Novelist, columnist & playwright

KADIN OLMAK…


TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK
Türkiye’de kadın olmak, Almanya’da kadın olmak, Amerika’da kadın olmak ya da Türkiye’deki kadınların durumu, Hollanda’daki kadınların durumu diye ayrım yapmak beni hep çok rahatsız etmiştir. Kadınlar dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın binlerce yıldır ataerkil sistemin yönetiminde ve onlara dayatılan kurallarla yaşamaktadırlar. Sorunların görece daha az ya da daha ağır olması dünyadaki tüm kadınların özünde aynı sorunlarla yaşadığı gerçeğini değiştirmiyor. Siz hiç Almanya’da erkeklerin durumu nasıl, Afrika’da erkek olmak nasıl diye bir soru duydunuz mu? Duyamazsınız çünkü bu dünya erkeklere ait.

Hep yanlış yaptım. Hep kendimi yok saydım. Neden bu suçluluk duygum, hiç anlamadım. Hep ben suçluyum. Her şeyi ben berbat ettim. Ürkek ve yitirilmiş duygularım. Sinirlerim geri çekiliyor sanki. Gerilere doğru… Belirsiz bir zamanın içinde. Belirsizlikte… Hep güçlü olmaya çalıştım, hep güçsüz kaldım. . Derinlere daldıkça boğuluyorum. Nefes alamıyorum. Bana yardım edecek kimse yok mu? Kimse sesimi duymuyor mu?

Erkekler dünyasında sesini duyurmaya çalışan kadınlarız hepimiz aslında. Son yıllarda sesinizi duyurmanız pek kolay olmuyor ne yazık ki… Analog dünya düzeninden dijital dünya düzenine geçiş sürecinin yaşandığı bu yüzyılda pek çok ülke özgürlükleri için yaşamları pahasına mücadele ederken her gün yeni kısıtlamalarle karşı karşıya kalıyoruz. Korku kültürü her geçen gün kendi sınırlarını biraz daha genişletirken sessizlik gün be gün ağırlaşıyor…

Öfke  sinsi sinsi içimde beslenen… Etten kemikten bedenim sanki cama dönüştü… Kırıldı kırılacak… Onarabilir miyim, geçmişimi ya da geleceği?.. Yeter diye haykırsam, duyan olur mu sesimi? Benim sesimi. Kadın sesini… Kadın sesi her yerde sessizlikle eşdeğer değil mi?

Benim için umut kadınların var olmak için mücadele etmeleri ve var olabilmeleridir.  Ancak erkek egemen toplum düzenininin yarattığı sosyokültürel ortam, kadınları sahte umutlara yönlendirerek onları mutsuz hayatlara mahkum etmektedir. Bu tür umutlar benim ve var olmak isteyen tüm kadınlar için lanete dönüşmüştür. Bu lanetin sonuçlarını da her gün yaşamaktayız

Kadına karşı şiddetle mücadele ettiğini söyleyen siyateçi erkekler , kadın bedeni üzerinden siyaset yaparak kadına en büyük şiddeti uyguladıklarının ayrımına bile varamıyor. Siyasetçiler kadınların bedenlerinden ellerini, fikirlerini, siyasetlerini çekmek zorundadır. Kadın olarak şiddetin her türlüsüne “HAYIR” demek ise benim için kaçınılmazdır, o nedenle de mücadeleme devam ediyorum. Kadın olarak var olamazsam “kul” olurum, ben kul olmayı kabul etmiyorum…