A Novelist, columnist & playwright

HAYIR!

Bu yazı Kazete Kadın dergisinde yayınlanmıştır.

İçinde yeşiller sarıya dönüşürken, güneş bulutların arasına saklanmaya başlamışken, bedeni sıcakları kovalayan serinliğe uyum sağlamaya çalışırken, birdenbire “uyum sağlamak” sözcükleri kulaklarında yankılanmaya başladı. Büyük bir çanın yanı başında dur durak bilmeden çalması gibi, sözcükler sürekli kendini tekrar etti. Uyum sağla, uyum sağlamak lazım, uyum sağlamak önemlidir. Uyum sağla…

Kadınsan eğer uyum sağlaman kaçınılmazdır!

Uyumlu bir yaşam için uyum sağlamak…

Yetinmek için uyum sağlamak…

İdare etmek için uyum sağlamak…

Sevilmek uğruna uyum sağlamak…

Yargılanmamak için uyum sağlamak…

Tüm kurallara, beklentilere sana zorla biçilen elbiselere sana rağmen uyum sağlamak…

“Hayır!” diye çığlık atmak istedi. “hayır”, ama sözcükler boğazından geri geri gitti.

Uyum sağlayarak geçirdiği yılların sonucunda gözlerini diktiği beyaz duvarlarda sadece pişmanlık görüyordu. Sevgilisi için harcanan yıllar, çocukları için vazgeçtiği istekleri, yargılanmamak için kendinden verdiği tavizleri. Duvarda asılı olan çerçevelerde baktığında artık içinde ki resimleri görmüyor çünkü artık çerçevelerden ona pişmanlıkları bakıyor. Perdede asılı kalmış pişmanlıklar, yastıkları lekelemiş pişmanlıklar hatta üstüne sinmiş pişmanlıklar. Bedeninde haykıran pişmanlıklar…Ve hala daha ondan uyum talep edenler. “Daha daha daha… ”

Yetindim. Uyum gösterdim. İtaat ettim. Hiç bir şey istemedim, hep kendimden verdim, peki ama şimdi ben nerdeyim, ben kimim….

Neden bana hiç kimse sen kadınsın doğa ile uyumlusun demedi? Neden kimse bana, “sana ona zorla dayatılan kavramlarla uyum sağlama” demedi. Neden hepiniz sustunuz? Neden hepiniz bu kadar yoksunuz?

“HAYIR” diye çığlık atmak istedi… Hayır…. Eğer bugün “HAYIR” diye bağıramazsa, yarınlarını yine ona hayır diyenlere uyum sağlamakla harcanıp gidecekti. Hayır!…