A Novelist, columnist & playwright

Anneleri Kutsamaktan Vazgeçin…

Bayan Yani | Subat 2016

bayanyani-20160204-5502

Kadın olmak nedense dünyanın her yerinde hep doğru şeyleri yapmayı gerektiriyor. Kadınsan doğru oturmalı, doğru kalkmalı, doğru konuşmalı, doğru yaşamalı ve bitimsiz doğruları doğru zamanda yapabilmek adına kendini feda etmeli…

Çocukluktan itibaren bitmiyor kadınların “…meli-…malı”ları. Genç kızken, önce bedeninizi inkar etmeli. Memeleriniz büyürken onları saklamalı, gelişmekte olan bedeninizden utanmalı, hele ki period olmuşsanız vay haline, bir de onu saklamalı… Kadın cinselliği, kadın kimliği ne kadar reddedilirse o kadar kıymetli. Önce genç kız olarak bedeninizin gelişmesinden, kadınlığa geçişten, hormonlarınızdan, isteklerinizden utanmalı, kadın olduğunuz zaman doğruları yapmak için paralanmalı ve tabii evlenip anne olmalısınız.

Anne olduğunuz zaman da, ‘kutsal’ sıfatını kazanarak, artık eliniz kolunuz bağlı olarak kendinizi, cinselliğinizi, bedeninizi daha da inkar ederek size biçilen kutsal role bağlı kalmalısınız. Kadınlar bu role bağlı kaldıkça, ne yazık ki her kuşak diğer kuşağı bu tuzağın içine çektiği için de bu döngü hiç bitmez.

Genç kız olarak da, kadın olarak da, anne olarak da kendinizi tanıma hakkınız yoktur. Kendinizi keşfetmeye çalışmak ihanete eştir. Hele hele cinsellik… Yokmuş gibi yaşanması gereken en büyük suçtur.

Genç kızlıktan itibaren toplumun size yüklediği anlamlar, anne olduktan sonra öylesine gerçek dışı bir hal alır ki, pek çok kadın için kadınlıkları hakkında annelerinden ayrı bir benlik bilgisine ulaşması, neredeyse olanaksız bir lüks olur.

Bir kadının kendi cinsiyetine ilişkin çatışmaları en azından üç kuşağa aktardığı gerçeği ispatlanmış olsa da, bunun önemi nedense hep göz ardı edilir. Kutsal sözcüğü ile kapalı bir kutu haline getirilen annelikle ilgili kadınların yaşadığı gerçekler de böylece örtbas edilir.

Toplumların kadınlardan gerçek dışı olan beklentileri, kadın anne olduğu zaman artık tavana vurmuş olur. Annelikle birlikte kutsallaşan kadın, artık tüm sorunlarından, çatışmalarından ve hatta arzularından da vazgeçmek zorundadır.

Kutsal anne her şeyi bilmek, her sorunu çözmek, sakin olmak, gerekenleri yapmak, olgun olmak zorundadır. Anneliğin kimi kadınlarda eski sorunları yoğunlaştırabileceği gerçeği nasıl görmezden geliniyorsa, bir de anne olunca hissetmeniz gerekenler yüklenir üzerinize…

Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda mutlu olmalısınız.
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda sevginin anlamını bulmalısınız.
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda anne olmanın kutsallığını anlamalısınız.
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda endişe duymamalısınız.
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda korkmamalısınız.
Bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda yaşamınızın bir daha asla eskisi gibi olmayacağına aymamalısınız…

Kadın olarak mutlu mutlu yaşamak için nasıl ki her şeyin doğrusunu yapmak zorundaysanız, anne olup da biraz sıkıntı çekip de, bir takım ufak rahatsızlıklar yaşayınca onları görmezden gelip, mutluluk ve doyum içinde yaşamaya devam etmek zorundasınız. Hormonlarınızın değişimini, yeni bir bebeğin sorumluluğunu falan dikkate almamalısınız…

Zamanla ve olumlu tecrübeyle elde edebileceğiniz anneliğin keyfini ve mutluluğunu, bebeğinizi kucağınıza aldığınız anda hissetmezseniz bittiniz… Hele ki korkunç bir umutsuzluk, üzüntü ve yetersizlik duygusu hissederseniz bunu asla dile getiremezsiniz. İçinizde yaşadığınız ve sizi boğan bu duygulara bir de suçluluk eklenir ve siz hiçbir şey yokmuş gibi bebeğinizle mutlu olma oyunu oynarken, tüm olumsuz duygularınızın bebeğe yönelik bir nefrete ve hatta intikam duygusuna dönüşebileceğini bilmezsiniz. Kimse de sizi uyarmaz. Ve kadınlar, kutsal anneler olarak onlara yüklenenlerin altında ezilerek, asla yaşadıkları olumsuz duyguları kendi kendilerine bile dile getiremezler. Suçluluk duyguları annelik duygularını yutar, bunun bile farkına varamazlar. Anneler çocukları değil, suçluluk duyguları suçluluk duygularını büyütür ve herkes de bunu sessizce izler.

Kadınlar eğer talepkâr olursa, kadınlar eğer cinselliklerine sahip çıkarsa, kadınlar eğer doğruları yapmayarak uyumsuz olurlarsa, anneler olumsuz duygularını dile getirirlerse, bu kadınların hepsi sorunlu olurlar ve bu sorunlar, ‘kadınlara ait psikolojik sorunlar’ olarak psikiyatr ve psikologların ilgi alanlarına sokulur. Tabii  erkekler de bunu doğal kabul eder ve kadınların bir an önce ‘normalleşmesi’ için onlara ellerinden gelen desteği verirler.

Anneler acı çekmez…
Annelerin kafası karışmaz…
Annelerin olumsuz duyguları olmaz, safsataları tıpkı kadınların her zaman doğruyu yapmaya çalışmaları kadar yıkıcı ve yok edicidir.

Anneler kutsal varlıklar değil bedenleri, akılları, duyguları ile yaşayan kadınlardır. Acı çekerler, kafaları karışabilir, kızabilirler ve her şeyi doğru yapamayabilirler.

Anneleri kutsamaktan vazgeçin, çünkü anneler robot da değildir, melek de…